19 Ocak 2015

Bir Mucize Daha




Hayat mucizelerle dolu.. Gün geçmiyor ki Rabbin sana bir hediye sunmasın.. Aldığımız nefes bile bir mucize. Veremesek bitiyor hayat ya da verdiğin o nefesi alamasak..

Hazinenden bir evlat daha istiyoruz Allah'ım diye dua ettim yıl 2014, aylardan Eylül, ananem gideli daha kırk gün bile olmamış, acısı taş gibi böğrümde. Ancak böyle yeniden kendime gelebilirim, ancak bir can beni yeniden güldürebilir Allah'ım. Senin hazinen büyük, Sen 'ol' desen hemen olur verir misin bize de bir evlat daha... Cevapsız bırakmadı Rabbim duamı. Duamda hep hayırlısını istedim. Olursa bir kızım hem Aişe anamızın adı hem ananemim adı olsun adı Ayşe olsun istedim ama hayırlı değilse bizim için, Sen hayırlısını ver Yarab diye dua ettim. 1 ay sonra, Ekim'in 15'i. Yüzümde manasız bi tebessüm belki de hiç olmadığı kadar manalı. Karmakarışığım.. Evet hamileyim.. Ama panik haldeyim, önceki gibi ya o da giderse, ya bizi bırakırsa... Bu sorular 10 gün yedi beni. Önce kalbi duran ve 2,5 aylık içimden kazınıp alınan bebeğim ardından ananemin aniden gidişi, hepsi ruhumda derin yaralar açmıştı ve ben farkında olmadan hasta oluyordum. Doktora gittiğimde bebeğim daha 4 haftalıktı. İlk kez bu kadar erken öğrendiğimiz içinde henüz görünmüyordu. Ben acaba dış gebellik mi diye yedim kendimi. Kan testi yaptırdık hemen şükür ki değerler olumluydu ama yine de beklemek zorundaydık ultrasonda görünmesini. 1 hafta sonra kesesi göründü bu sefer ya kese boş kalırsa, ya oluşmazsa diye başladım kendimi yemeğe. Bunlar benim hastalığımın ilk belirtileriydi aslında ama ben o zaman farkında değildim. Kaybetme korkusu beni içten içe yiyordu. 7. haftayı ne kadar zor beklediğimi anlatamam, tarifi yok çünkü. Ve ilk kalp atışları, nasıl da güçlü atıyor. Allahım ne olur sağlıklı olsun, ne olur durmasın.. 9. haftaya geldiğimizde devam ettiğim doktor ameliyatta olduğu için bir başka doktora yönlendirildim. Türk bir doktordu ve yeni gelmişti Tiran'a. Muayne sonrası benimle yarım saate yakın konuştu. Bebeğim çok iyiydi, ben de öyle ama bu doktor çok çok iyi, ilgili ve çok sevecendi. Bana tek tek tüm ultarason detaylarını anlattı ki hiçbir sorunum olmadığı halde ve ilk kez bir doktordan 9 haftalık bir yavruya cenin, fetus vs yerine 'bebeğiniz' dediğini duydum. Bu beni çok etkilemişti işte o doktorum yani çok kıymetli doktorum sayın A. Levent Kansız, gelecekte benim doktorum olacaktı ama ben o zaman bunu bilmiyordum. O gün onu daha önce tanımadığıma ve onunla başlamadığıma üzülmüştüm ama kısmetten öte birşey yoktu. Zaman geçiyordu 2 haftada bir kontrollerim oluyor, herşey güzel gidiyordu, birşey hariç TANSİYON!!! Hamileliği ve lohusalığı bana zehir eden YÜKSEK TANSİYON. Gebeliğin başından beri normalin biraz üzerine çıkıyordu, bu yüzden de doktor gebeliğe bağlı olmadığını söyledi ama ben yine başladım kendimi yemeye 'ya bişi olursa, ya ölürse bebeğim, ya ben ölürsem, ya doktor anlamadıysa ve bu gebelik zehirlenmesiyse, ya tansiyon aniden yükselir ve beyin kanaması geçirirsem' diye diye yedim bitirdim kendimi. 4. aydan itibaren doktor kontrolünde tansiyon ilacı kullanamaya başladım. Tansiyon hastasımı oluyordum bilmiyordum, tek bildiğim tansiyon beni çok yoruyordu. 5. ayda oğlumuz olacağını öğrendik. O gün biraz ağladım. Ağlamamın sebebi oğlum olacağı için değildi, kızım olmayacağı için ananemin adını koyamayacaktım. Bu beni biraz üzmüştü ama yapacak birşey yoktu. Ben hayırlısını istemiştim ve Allah bana hayırlı olan oğlumu göndermişti. Onu oğlum diyerek sevmeye başlamıştım, bu benim için hiçte zor değildi zira 2 oğlum daha vardı :) 6. aydan sonra ataklar artmaya, tansiyonum 15 lere çıkmaya başladı. 7. ayda doktorumu değiştirdim ve ne kadar isabetli bir karar verdiğimi her geçen gün daha iyi anladım. Benim paniklerime hiç bıkmadan cevap veren, beni anlayan, bana destek olan bir doktorum vardı ve ben gerçekten çok iyi hissediyordum. 30'lu haftalara gelmiştik, az bir zaman kalmıştı ama tansiyondan dolayı heran acil ameliyata girebilirdim. Doktorum çok destek oluyordu, onunla konuştuğumda çok rahatlıyor, sakinleşiyordum. Gurbette olmak zor ama gurbette bize Türkiye'deymişiz gibi hissettiren bir doktorum vardı, kendimi hiç gurbette gibi hissetmiyordum. Tansiyonum 16,5 olduğu bir gün yapılan NST'de doktorum az da olsa sancı gördü ve riske atmamak için beni hastaneye yatırdı. Bir gece hastanede kaldım. Hemşireleri tembihlemişti, sık sık kontrol ettiler beni sabaha kadar. O gece acil doğum olabilirdi, herşeye hazırlıklıydık ama ben hazırmıydım bilmiyordum. Ama doktorum çok pozitif bir insan, 'şuan doğsa bile korkma, bu haftada doğan çok bebek var hepsi de sağlıklı' diyordu. Ertesi gün doktorum geldi, onu görünce öyle mutlu oldum ki, tansiyonum iyiydi, doktorum da güzel şeyler söyledi ve biz evimize döndük. Doktor ne kadar önemli bunu anlatmak için birkaç post yazmam gerekir sanırım. Benim doktorum bu gurbette Allah'ın karşımıza çıkarttığı bir lutuftu adeta. Bana telefonunu verdi, 'ne zaman istersen arayabilirsin, hiç korkma' dedi hep. Hasta bir gebeyi hele ki 7. ayında pekçok doktor kabul etmez ama o beni seve seve kabul etti hemde onca paranoyama rağmen. 36. haftamda kayınvalidem geldi yanımıza, o gelince çok rahatlamıştım. Tansiyonum resmen normale dönmüştü. Yanımda sürekli biri olması beni rahatlatmıştı. Allah razı olsun yemeklerimizi yaptı, çocuklarla ilgilendi. Yardımcımızda var ama yanımda kendi ailemizden biri olması bana güven vermişti. 2 hafta inanılmaz hızla geçti, tansiyonum çok yükselmedi ve doktorum beni son haftalar her hafta gördü. Ne zaman daralsam, kafama bişi takılsa yazdım ona, bana bıkmadan cevap verdi. Her zaman çok anlayışlı ve tebessüm dolu bir insandır kendisi. Zaman geçti ve bir aksilik olmazsa kararlaştırdığımız 12 Haziran 2014 Peşembe sabahına 1 gece kaldı. Çok heyecanlıydım ama bir o kadar da rahattım. Rabbime güveniyordum, karşıma harika bir doktor çıkartmıştı. Başından sonuna kadar onunla devam etmeyi ne çok isterdim ama kısmet, buna da şükrediyorum. Burada bir tavsiyem olacak. Anneler bilir hisseder, daha başta doktorunuzla aranızda bir sıcaklık hissetmiyorsanız, size en zor zamanlarınızda destek olmuyorsa beklemeyin, hemen bırakın. Siz sadece kendinizi değil, canınızdan can evladınızı da önce Allah'a sonra da doktorlarınıza emanet ediyorsunuz. Bu yüzden hastalarına kıymet veren, onları yarı yolda bırakmayan insanlar seçin. Biraz olsun kalbinizde doktorunuza karşı bir bozulma olursa, duygularınıza bakın ve bırakın gitsin. Bu dünyada çok fazla gerçek, iyi, işinin ehli doktor var, Allah herkesi öyleleriyle karşılaştırsın. Son gece yarı uykulu, yarı uykusuz geçti. Önceden hem kendim, hem kayınvalidemle hastane odası için bişiler hazırlamıştık. Türkiye'den annem, kardeşim, dostlarım da bir sürü süsler gönderdiler. Bu arada annemin doğumda gelememesi de annemin yüksek tansiyon hastası olmasındadı. Uçağa binince çok yükseliyordu tansiyonu, bu yüzden gelemedi. Sabah olduğunda erkenden uyandım, elimi yüzümü yıkadım, duamı ettim: 'Rabbim beni koru, evlatlarıma bağışla, doktoruma yardım et, sağlıkla çıkalım bu yoldan birlikte ve doğacak yavrumuzu bize bağışla amin.' Ve sonra iki numaram Mehmet Giray'ı öptüm, uyuyordu, gözlerimden yaşlar akmaya başladı. İlk göz ağrım Ahmet Eren'im uyanmıştı. Onu da öptüm 'dua et oğlum' dedim. 'Ediyorum anne hiçbir şey olmayacak' dedi. Buna inanmayı öyle çok istiyordum ki. Yardımcı teyzemiz de gelmişti, kayınvalidem, eşim  ve ben ayrıldık evden, arabaya bindik ve hastanenin yolunu tuttuk. Hava çok güzeldi. Sıcak değildi, soğuk da değildi. Yol boyunca az sonra gireceğim ameliyatı düşündüm. Nasıl olacaktı!!!

Ve hastaneye geldik. Çok erken gelmiştik, personel bile tam gelmemişti henüz :) Hemen yatışımız yapıldı, odamıza geçtik. Daha vakit vardı nasılsa. Kayınvalidemle, eşimle odamızı süslemeye başladık ki, hemşireler geldi beni hazırlamaya. Daha erken dedimse de, benim dakik doktorum Levent hoca gelmiş bile hastaneye ve biran önce beni bu yorgunluktan kurtarmak istermiş :) Hemen hazırladılar beni, koluma serum takıldı. Herşey hızla oluyordu, o 9 ay geçmemişti de şu 1 saat nasıl hızlı akıyordu anlayamıyordum. Tansiyonum heyecandan biraz yükselmişti. Sedye geldi, oysa ben her doğumuma yürüyerek gitmek istedim ama prosedürler işte :) Beni o buz gibi ameliyathaneye aldılar. Tabii personel Arnavut ama ben de 14 yıldır bu memlekette yaşıyorum Arnavutçam iyi yani onları anlamak için. Arnavutça bildiğimi anlayan gülümsüyor. Herkes bana bakıyor 'hem gebeyim hem de şişko evet, gülmeyin' diyorum. Daha çok gülüyorlar. Gülümseyen insanları gördükçe mutlu oluyorum, korkum azalıyor. 'Müzik yokmu burada' diyorum, 'Türkiye'de hep müzik oluyor ameliyathanelerde', tebessüm ediyorlar. Ameliyathanedeyiz... Çok soğuk burası. Bildiğin buzhane ama onlar üşümüyor maşallah :) Yatıyorum ameliyat masasına. Bir ameliyat hemşiresi var, birkaç anestezi asistanı sanırım ve huzurlarınızda kıymetli doktorum, hikayemin en iyi erkek başrol oyuncusu Op. Dr. A. Levent Kansız. 'Nihan merhaba' diyor. Adımla seslenmesi nasıl mutlu ediyor beni. Bazı doktorlar var adınızı bile hatırlamaz. 'İyiyim hocam, şimdi çok iyiyim, siz söz verdiniz doğumunu ben yapıcam inşallah dediniz ve geldiniz beni yarı yolda bırakmadınız ya ben çok iyiyim' diyorum. Çeneme vurdu konuşmak istiyorum ama işleri acele kim bilir daha kaç hasta var bekleyen, susuyorum :) Levent hoca konuşuyor 'Nihan sen korkuyorsun diye bak hocayı da aldım geldim' diyor. Şaşırıyorum, Prof. Dr. Namık Kemal Duru hoca da mı geldi, nasıl mutluyum. Allahım çok büyüksün biliyorum ama ben de galiba sevgili bir kulunum. Mutluluğumu anlatamam GATA'nın iki muhteşem hocası, hemde Arnavutluk'ta, hemde benim ameliyatımda. Hayal etseniz olmaz biliyormusunuz.. Beni ancak yaşadığım korkuları yaşayan anlar.. Bir sevinç ve huzurla önce Allah'a sonra da kıymetli hocalarıma bırakıyorum kendimi ve şimdi huzurlarınız ameliyatımın, ikinci başrol oyuncusu anestezi uzmanı genç bir doktor (adını sorsaymışım keşke). Aman Allahım gülmüyor ama bu doktor.. Benim en büyük kabusum gülmeyen doktorlar. Gülün nolur, sizin gülmeniz bana güven veriyor. Doktor başlıyoruz diyor ve anlatıyor bak bu iğne, şöyle olacak falan diyor. Biliyorum doktor bey diyorum ben bunu 3. kez oluyorum ama 2.sini Türkiye'de bir doktor amca yaptı ve ben çok kilolu olduğumdan bulamadı epidural aralığını ve de belimi mosmor etti diyorum. Doktor beyde tık yok, çok ciddi. Biraz üzülüyorum yardımcı olan asistan sıkı sıkı sarılıyor bana başım öne eğiliyor, belim dışarı çıkacak, ne kadar çıkabildi bilmiyorum kilo çok, göbek kocaman :( ama zayıflıcam valla bak :) Canım acıyor, inliyorum biraz. Doktor bey olmadı diyor bir daha deneyeceğim. 'Biliyorum doktorum' diyorum 'Türkiye'de de kilomdan dolayı bulamadığını söylemişti anestezi doktoru'. İşine devam ediyor, çok ciddi. Yine olmuyor ve 3. kez tekrar deniyor. 'İsterseniz genel anestezi olsun' diyorum, 'yok, şimdi olacak' diyor ve sonunda oldu şükür. İnanamıyorum, 'Türkiye'deki doktor beni kandırmış şişkoyum diye olmuyo derken, demekki o beceremedi bakın siz yaptınız' diyorum. Anstezi uzmanı gülümsüyor :) 'Yaşasın sizi güldürdüm' dediğimde daha çok gülümsüyor. 'Sakın gitmeyin bir yere' diyorum benim için ameliyat eden doktorum ne kadar kıymetliyse, anestezi uzmanları da o kadar kıymetlidir. Gerçekten de öyledir, onlar bir ekip ve ekibin tüm parçaları bütünü oluşturuyor, hepsi çok kıymetli ve hepsine her aklıma geldiğinde hayır dua ediyorum. Allah ne muradları varsa hayırla gerçek etsin inşallah. 'Karıncalanma başladı mı' diye soruyor anestezi doktorum 'evet başladı'. 'Hissediyor musun?' 'Hayır.' E güzel :) Ve 'başlıyoruz' diyor Levent hoca. Ta ta ta hazırım kesin :)) ve beni tarifsiz bir titreme alıyor. 'Hocam çok üşüyorum'. 'Normal anesteziden' diyor. Ameliyat başladı, ben sadece yaşadıklarımı tahmin ederek oğlumun sesini duymayı bekliyorum. Levent hoca sesleniyor 'Nihan bak tansiyonun 10'a düşmüş'. Allahım nasıl mutluyum :) Bildiğim tüm duaları okuyamıyorum kafa sersemleşti ama aklıma ne geliyorsa, dilim döndüğü kadar okuyorum Allah'ım doktorlarıma yardım et beni rahat kessinler :) bebeğim de ben de sağlıkla kurtulalım... Ve bizim oğlan çıktı viyak viyak viyak nasılda ağlıyo ama.. Tiran Amerikan Hastanesi'nde en çok sevdiğim şey doğumda bebek doğar doğmaz yanınızda özel bir alanda temizleyip giydiriyorlar bebeğinizi. Önce bi gösteriyorlar size mis gibi kokluyor, öpüyorsunuz, sonrada yanınızda siz görürken temizleyip giydiriyorlar. Doktorlarınız sizi dikerken, siz bebeğinizi izliyorsunuz. Şu çenemde titremese daha rahat izlicem ama :) neyse buna da şükür daha ne istiyorum yahu dimi :) Bebeğim hazırlandı, ben hala dikiliyorum kolay değil kaç kat kesildim, e bi de yağlar, kilolar :( valla vericem bu kiloları artık.. Ve bebeğimi odaya gönderirler diye beklerken, bebeğim de beni bekliyor. İş bitiyor, odaya birlikte çıkıyoruz. Levent hoca 'hadi bitti Nihan' diyor, çok şükür hocam diyebiliyorum kafam bi dünya. Odaya birlikte çıkıyoruz ya bebeğimle herkes bebeğe bakıyor, beni gören yok :)) ahh hemen geliyor eşim sonra. Bitti diyorum bak ölmedim yaşıyorum. Gülümsüyor. Odamıza geçiyoruz. E sedyeden hasta yatağına alacaklar beni. Tüy gibi hafifimya 5-6 kişi ancak kaldırdı heralde, ay çok utandım ama valla bak vericem kiloları ki vermeye başladım :) Adı Vera'ydı sanırım, yaşı başı olan tecrübeli bir hemşire vardı. O çok baktı bana Allah razı olsun. Daha önce hastaneye yattığımda da o nöbetçiydi, çok bilgili, çok ilgili, tebessümlü biri. Öğleden sonra Levent hoca ve Namık Kemal hoca ziyaretime geldiler. Onlara bebek için hazırladığımız hediyeliklerden ikram ettik. Elimde olsa buyrun oturun bile demek istedim ama onların vakti çok kıymetli. Herşey doktorumun umduğundan da iyi geçmişti. Tekrar tekrar söylüyorum özellikle şuan Tiran'daysanız ve yeni hamileyseniz Levent hoca gibi birini bulamazsınız. Sonra eşim oğullarımı alıp getirdi. 3 oğlumda yanımdaydı, benden mutlusu olamazdı. İlk gece yanımda kayınvalidem kaldı, eşim diğer iki oğlumuzla evde kaldı. Herşey çok güzeldi tansiyonum çok iyiydi. Hatta bi ara 9 dalan düşmüştü. Oh dedim geçti bitti. Ertesi gün sabah tekrar doktorum vizite geldi. Dikişlerim yoktu. Burda bazı hastalara dikiş atılıyor, yapıştırma olsada iki ucunu dikiyorlar. Ama doktorum direk yapıştırma yapmış bana, önceki doğumlarımdan hiçbir farkı yoktu, son derece muntazam hiç belli olmayan bir ince çizgi. Nasıl mutluyum ama tarifi yok. Kendimi iyi hissettiğimi söyleyince doktorum izin verdi. 2 gece yatmadan ertesi gün hastaneden ayrılıyoruz. Herşey harika kara kaşlı kara saçlı pamuk tenli oğluşum Hasan Feyzi ve ben iyiyiz. Çocuk doktoru son kontrolüde yaptı, çıkışımızı aldık ve eve dönüyoruz.

Hastaneden ayrıldık, eve geldik. Evde bir curcuna, çok fazla gürültü birden strese girdim. O kadar insan kalabalık birden tansiyonum yükseldi o gece. Çok korktum, hemen doktorumu aradım. O sağolsun teselli etti, olurmuş 40 çıkana kadar, olmazsa da ilacı değiştirecektik. İlk 10 gün kabus gibiydi, uykusuzluk, çocukların gürültüsü, gelen giden, bi de gelenlerin bazıları öyle olumsuz kötü hikayeler anlatıyordu ki onlar gitmeden tansiyonum fırlıyordu. Migren atakları da başlamıştı. Tansiyonum bir kere 18 e çıktı son olarakda 19 a. O gece ölüyorum sandım. Tansiyon ne kötü birşeymiş annemi çok iyi anladım. Bu arada 1 haftalık kontrolümüzde ben de bebeğimiz de çok iyiydik. Şimdi tek sıkıntı tansiyonumdu. 10 gün sonra tansiyon atakları geçti. Levent hoca beni bir Kardiyoloğa yönlendirdi ama o süreçte asla desteğini esirgemedi benden. Kardiyoloğum da Türkiye'den mezun bir Arnavut doktor adı Edjon Hajro, o da harika bir insan. Çok iyi, çok anlayışlı, en önemlisi de çok tebessümlü ve beni anlayan bir doktor. Şimdi oğlum 7 aylık, ara ara çıkıyor hala tansiyonum 15 falan oluyor. Kardiyoloğumun teşhisi: Panik Atak. Panik atak hikayelerimi bir başka posta saklıyor, tüm hamilelere sağlıklı bir gebelik ve doğum temenni ediyorum. Benim zor ama sonu güzel, hayata 4. kez meydan okuyuş hikayemdir bu. Allah isteyen herkese sağlıkla hayırlı evlatlar nasib etsin. Nino'dan sevgiler, sağlıcakla kalın...

18 Ocak 2015

SAMSA



Samsa... Özbek ve Kırgız iki komşum var ikisini de çok severim sağolsunlar çok şeyler öğrendim onlardan. Özbek olan arkadaşımızdan dün Samsa yapmayı öğrendik. Evet kolay değildi ama sonuç o kadar mükemmel oldu ki bence bu kadar uğraşmaya değerdi. Detaylarıyla fotoğraflamaya çalıştım ama aslında buna videolu bir daha güzel olurmuş. Artık bir dahaki sefere video yapmayı deneriz.

MALZEMELER
700 gr un
1-2 yemek kaşığı zeytinyağı
Biraz tuz
Aldığı kadar su
200 gram tereyağı (hamurun arasına sürmek için)
Yumurta sarısı (üzerine sürmek için arzuya bağlı)

İç Malzemesi İçin
500 gram yağsız dana eti
2 kuru soğan
2 tane patates
Sıvı yağ
Karabiber
Tuz


Hamurun Yapılışı

Un, zeytin yağı ve tuzu derin bir kabın içine alın. Yavaş yavaş ılık su ilave ederek yumuşak ama ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurunuz kıvam aldıktan sonra hamuru üç bezeye ayırın ve üzerine bir poşet örtüp 15 dakika dinlendirin. Hamur dinlendikten sonra hamuru mantı hamurundan biraz daha ince açmanız gerekiyor. Tezgaha un serperek ilk hamurunuzu açın. Özbeklerin kalın oklavaları var onunla açmak çok kolay eğer öyle bir oklavanız yoksa, tahta korniş satan yapı marketlerden kestirebilirsiniz ancak boyasız cilasız olmasına dikkat edin böylece iki büyük bir de küçük oklava elde etmiş olursunuz. Bu oklavayla hamur açmanın daha kolay olduğunu göreceksiniz. İlk hamurunuzu açtıktan sonra kenara alın ve üzerine tereyağını eritip bir kısmını sürün. Bolca sürmek önemli. Daha sonra yeniden ikinci hamuru açın ve açtığınız hamuru yağladığınız hamurun üzerine alıp tekrar terayağı ile bolca yağlayın. Son bezeyi de açıp, aynı işlemi gerçekleştirdikten sonra en üstüne de kalan yağı sürün ve bir kenarından başlayarak sıkı sıkı rulo yapın. Oldukça sıkı katlamak gerekiyor. İyice sıkı rulo yaptıktan sonra bir yılan gibi olacak. Daha sonra hamuru tam ortasından tutarak, ortadan kenarlara doğru sıka sıka içindeki havayı çıkartmak gerekiyor. Buradaki püf nokta ise hamurun ortasından iki uca dogru sıkacaksınız, bir uçtan diğerine sıkarsanız olmaz. Ortadan iki uca doğru boğum boğum sıkıp, uzatacaksınız hamuru. Daha sonra gül gibi rulo yapıp bi 15-20 dakika dinlendirmek gerekiyor. Üzerine bir poşet  örtmeyi unutmayın. Bu arada soğanları, patatesleri ve etleri küçük küçük doğrayıp, biraz sıvı yağ tuz ve karabiber ile karmanlayıp, iç harcı hazırlayın. Malzemelerin gerçekten çok küçük doğranması gerekiyor, bir mısır tanesi kadar ya da az daha büyük olabilir. Çiğden yapacağımız için küçük olmaları iyi pişmeleri için önemli bir detay.

Şekillendirme

Hamurumuz dinlendiyse ve iç harcımız hazırsa, şekillendirme kısmına geçebiliriz...
Gül gibi sardığımız hamuru açıp1,5 parmak kalınlığından dilimliyoruz. Dilimlerin üzerine de hafifçe bastırıyoruz. Tüm dilimler hazırlandıktan sonra dilimin kenarındaki açık kısmı kaldırıp, üst kısma alıyoruz ve oraya bastırıyoruz böylece pişerken açılmıyor hamurumuz. Daha sonra küçük oklavayla ya da küçük bir merdaneyle alttan üste, sağdan sola yavaşça üzerinden bir kere geçip, sonrada alttan, üstten, sağdan ve soldan orta kısmını ezmeyecek şekilde hamuru açıyoruz. Hamurun ortasına pek dokunmuyoruz ki şekil bozulmasın. Hamuru avuç içinden az daha büyük açtıktan sonra içine harçtan bolca koyup, üstten ortaya dogru katlıyoruz. Kalan kısmıda iki yandan ortada buluşturarak katlıyoruz. Fotoğraflar umarım yeterli desteği verecektir anlatıma. Sonrada katladığımız yeri içe doğru kıvıra kıvıra tekrar kapatıyoruz, böylece alttan patlama yapmıyor. Sonra kıvırdığımız yer alta gelecek şekilde yağlı kağıt serilmiş tepsiye diziyoruz. Tepsiye dizdiğimiz samsa böreklerimizin üzerine isterseniz hafifçe yumurta sürebilirsiniz ama yumurtasız daha güzel çıkıyor şekli ve bence tadı daha güzel oluyor ama iki türlü de yapıp fırındayabilirsiniz. Fırınınızı önceden 180-200 dereceye ayarlayın ve 5 dakika fırın ısındıktan sonra börekleri fırına verebilirsiniz. Yaklaşık olarak 25-30 dakikada pişiyor ama siz yinede arada kontrol edin çünkü her fırının ısısı ve pişirme süresi farklı oluyor. 



 Fırından çıkan Samsaların yumurtasız olanı üstteki fotoğrafta, yumurtalı olanı ise altta göründüğü şekilde oluyor. Fırından çıktıktan 10 dakika sonra servise hazır olan Samsaları afiyetle ikram edebilirsiniz. Umarım dener ve beğenirsiniz. Biz çok sevdik, herkese tavsiye ediyoruz. Şimdiden deneyen herkese adiyet olsun...

Sevgiyle, sağlıkla ve afiyette kalın...



16 Ocak 2015

ERİK SUYU ve SÜT YAPAN TARİFLER BAŞLIYOR



Yeni bir kategorimiz var artık "Süt Yapan Tarifler". Bundan sonra bu kategoride paylaşacağım tüm tecrübelerimi. 3 çocukta yaşadığım ne varsa tüm tecrübelerimi yazacağım yeni bir kategori alanı burası. Bence her anne yazmalı kendi tecrüblerini çünkü ne kadar tecribeniz olursa olsun her çocuk ayrı bir dünya her emzirme dönemi ayrı bir hikaye bence.. Bugün bir klasik tarifle girişi yapacağım. Kırmızı Erik suyu Arnavutluk'ta hastanelerden doktorların ve hemşirelerin size verdikleri ilk şey. Hastanede yoksa bile yapıp getirmelerini söylüyorlar refakatçilere. 

Erik suyunu hazırlarken şu iri kocaman eriklerden seçmek çok isabetli ayrıca mürdüm erikte olabilir ya da bahçeden toplanmış kırmızı top top eriklerden. Burada yapacağımız komposto şekersiz olacağından kilo yapar derdiniz olmasın. Aslında hiçbir şeyi kafaya takmayın sütün düşmanı düşünmektir aslında. Sizin düşünüp kafaya taktıkça gidiyor süt. Süt hikayemi diğer posta bırakıyor ve tarife geçiyorum.


MALZEMELER

1 kilo kırmızı erik
2 litre su
1-2 çubuk tarçın

YAPILIŞI

Erikleri güzelce yıkayın ve 2 litre su dolu tencereye alın ve kaynatın. Kaynamaya başlayınca 10-15 dakika daha kaynasın. Sonra ocağı kapatın ve bir iki tane çubuk tarçını içine atıp, soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra ister süzerek, isterseniz süzmeden içebilirsiniz. Yaz aylarında soğuk, kış aylarında da ılık içebileceğiniz harika bir içecek ve gün boyu bu iki litre erik suyunu tüketin yanı sırada 2 litre su tüketmenizi tavsiye ediyorum.

AFİYET ve SÜT OLSUN

BENİM BÜYÜK AİLEM




Büyük ailelere hep gıpta ile bakmışımdır. Şöyle 4-5 çocuk, aile büyükleri falan. Kolay değildi elbet ama güzel olduğuna emindim. İlk oğlumdan sonra tam 7 yıl (ki 4, yıldan sonra artık herkese bizim çocuğumuz olmuyor diye ilan etmiştim bile) çocuğumuz olmadı. 7. yıl dolup birkaç ayda geçmişti üzerinden, o zamanlar üniversiteye gidiyorum (yaşlı öğrenci statüsündeyim ama :D), sınavlar, stresler içindeyim aaaa bi baktım habersiz biri gelmiş yerleşmiş kalbime :) Ardından müjdelerle geldi Memomuz. Şimdi 3,5 yaşında maşallah kıpırdak da bi oğlan. 4 kişilik olan ailemiz ve artan sorumluluklar bir 3. çocuk cesaretini almıştı benden ta ki Cennet Meleğimizin haberini alana kadar. 2012 Kasım ayıydı, şok olmuştum, beklemiyordum çünkü ve korkmuştum. Mehmet Giray daha 16 aylık filandı. İlk şokla bi ağladım falan ama hemen de alıştım bu fikre. İnsan ne çabuk alışıyor anneliğe değil mi! Ama çok çabuk oldu ayrılığımız. 2,5 aylıkken onu cennete uğurladık, gözlerimizde yaşlarla. İnşallah cennette kavuşacağımızın hayaliyle teselli bulduk. Ocak 2013'de bu acıyı yaşarken yanımızdaydı ananem, 90 yaşına bastı Haziran 2013'te sonra Türkiye'ye döndü ve ardından da bir sıcak Ağustos gecesi o da meleğimin yanına göçtü gitti. Ailemiz eksiliyordu, yaş geçiyordu. Genç değildim. 36 yaş genç bi yaş değildi bence. Bu üst üste yaşadığım acıları bir tek şey dindirebilirdi, yeni bir nefes. Açtım ellerimi Allah'a ve yalvardım, katından bir hediye istedim bize. Sağlıkla gelsin istedim. Duanın vaktiymiş herhalde, hemencik gönderdi Yaradan bize güzel bir hediye. Zorlu bir süreçti, yaşadığım acılardan oynayan tansiyonum hamileliğimi de etkiliyor ara ara tansiyonum çıkıyordu. Yine de sabretti Hasoğlum, 38. haftada Arnavutluk'ta dünyaya geldi. Ve biz 5 kişilik kocaman bir aile olduk. Kolaymıydı? Hayır. Zormu? Evet. Yine yapmak istermiydim Kesinlikle Evet :) Ama bunca yorgunluk bana yüksek tansiyon ve panik atak olarak geri dönmüştü. Keşke demiyorum çünkü demek ki hayırlısı böyleydi ama 4-5 tane çocuğum olsun isterdim gerçekten. Biri cennete olduğu için 4 evladım var aslında buna da şükrediyorum. Rabbim acılarını göstermesin 3 oğlum var, sonra 3 de kızım olacak nasılsa onlar evlenince ve sonra torunlarım olacak. Bunların hayalini kurmak erkenmi diyosunuz? Bence değil. Bugün 37 yaşımda bu satırları yazarken biliyorum ki yarın birde bakacağım dediklerimin hepsi olmuş. Hayat o kadar kısa ve çabuk geçiyor..

UPUZUN BİR ARADAN SONRA YENİDEN MERHABA



En son 24 Nisan 2013 te bir tarif koymuşum.. Ne uzun zaman olmuş yazmayalı ve ne çok şey değişti hayatımda.. Master bitti hatta tezi bile bitti. Ocak 2013 ayında kaybettiğim bebeğimin acısı daha yüreğimizde soğumadan Rabbimiz bizi tüm ailemizin annesi, anneanneciğimin yokluğuyla sınadı. Mekanı cennet kabri nur olsun inşallah. Onun acısının tarifi yoktu yine de "Allahtan geldil yine O'na döneceğiz" dedik ve sabretmeye çalıştık Rabbim onun acısını unutturacak başka acılar vermesin inşallah. O 90 yaşına basıp, ebedi hayata açtı gözlerini. Nur gibi pamuk bir ananeydi, onun hikayesini bir başka postta paylaşacağım inşallah.

Bu üst üste yaşadığımız iki acının ardından Rabbimizin hediyesi 3, oğlum Hasan Feyzi dünyaya geldi 12 Haziran 2014 Berat gecesinin sabahında. O da ayrı bir hikayeydi. Hamilelikte yaşadığım sıkıntılar, tansiyon, panik atak. Anlatılacak öyle çok biriktirmişim ki.. Hepsini bir bir yazacağım ama sırayla. Aradan geçen neredeyse iki yılın acısını çıkartırız sonra değil mi :)

Bunların ardından Kasım 2014'de radyoda işe başladım. Radyoda kendi tariflerimi verdiğim bir program yapıyorum. Yani eski işime, yıllarca yaptığım radyoculuğa geri dönmüş oldu 15 yıl sonra :) Hem severek yaptığım hemde gerçekten keyif aldığım bir iş. Halen Arnavutluk'ta yaşıyoruz. Artık buralı bile olduk diyebiliriz çünkü vatandaşlığımız çıktı :)

Herşeyi uzun uzun yazacağım bu şimdilik kısa bir merhaba olsun benden siz eski dostlara ve yeni okuyuculara :)

Sevgiler..

24 Nisan 2013

Besamel Soslu Tavuklu Mantar


Bugun oyle cok uzun bir tarif vermeyecegim. Yogun bir donemdeyim master sinavlari, projeler oohoooooo bir dolu is beni bekliyor. Buraya yazinca aslinda sanki rahatliyorum ya da bu gecici icimi dokme hali beni biraz sakinlestiriyor. Besamel soslu tavuk tarifiyle devam edelim...
MALZEMELER
1/2 kg mantar
1/2 kg tavuk gogus
1-2 domates
1-2 yesil biber
Kori
Zerdecal
Sivi yag
Karabiber
Kimyon
Kekik
Tuz
Kasar peyniri (uzerine)

Besamel Sos Icin
100 gr. tereyagi
3 yemek kasigi un
Sut
Tuz

YAPILISI
Mantarlari ve tavuk gogsunu iri iri dograyin ve tavaya alin. Domates ve biberleri de dograyip ekleyin biraz sivi yag ile kavurmaya baslayin. Iyice kavurup, suyunu cektikten sonra baharatlarini ve tuzunu ekleyin, ocaktan alip, borcama dokun. Ayri bir tencerede tereyagi eritin, unu ekleyip biraz kavurun. Uzerine yavas yavas sutu eklerken cirpma teliyle hizli hareketlerle cirparak sosu hazirlayin, tuzunu ayarlayin. Koyulasan sosu borcamdaki malzemelerin uzerine dokun, uzerine kasar peyniri rendeleyin ve firina verip, uzeri kizarana kadar pisirin. Ilidiktan sonra servis yapin.

AFIYET OLSUN

17 Nisan 2013

KARNIYARIK POĞAÇA


Izmirin Kizlari caliyor simdi, Sezen diyor 'Izmir'in kizlari cirasini yakar adamin" eh valla haksiz sayilmaz hani :)) dogma buyume Izmirliyim ne de olsa, toprak Trabzon'da olsa.. Bu sarkiyi ne zaman dinlesem, Alsancaga kopup gidiyorum kordon boyu yuruyorum mis kokan korfez (artik pis kokmuyor :D) palmiye agaclari altinda dizili dalgalari andiran parke taslari vay anam ya bu yil Turkiye'ye gitmemek yaramayacak mi dersiniz bana :) sanki hic olmadigi kadar ozlemis hissettirdi bu sarki bana Izmir'i :))

Zaman geciyor, bahar geliyor, havalar iyiden iyiye isindi artik, kisliklari kaldirdim yazliklar yikandi utulendi askilarda aldi yerini ve tabii hepsi bol geliyor aman ne uzuluyorum bu duruma :)) Allah bir daha onlara muhtac etmesin beni yenilerini alirim insallah yavas yavas yeterki gitsin bu kilolar :)

Kilolarin uzerine e bu ne tarif demeyin malum diyette olan benim misafirler degil :)) Misafirlerime yaparim yine bisiler ama benim icin buyuk imtihan oluyor vallahi bu pasta borek corekler.. Normalde tarifi hemen yazacaktim ama ancak firsat oldu. Bu hafta vizeler basliyor yani yarin basliyor hayir dualarinizi bekliyorum. Bu arada Kasim ayinda yapilacak olan uluslararasi edebiyat konferansi icin bir bildiri yayinlayacagim insallah ozeti dun gonderdim begenilecegini umarak anket icin hazirliklara basladim. Konumuz Arnavutlukta yayinlanan Turk dizilerinin Arnavutluk toplumunda sosyal ekonomik ve kulturel etkileri. Bakalim neler cikacak :)

Bunun disinda cok bir sey yapmiyorum begenilirse eger ingilizce cocuk hikayeleri yazmaya basliyorum bakalim bu teklifi guzel degerlendirebilecekmiyim? Hakkimda hayirlisi elbette ama ah su gonlumdeki meslegimin oldugu yerden bir haber gelse hala bekliyorum. Neyse iste bahar sarhosluguyla oyle boyle savrulan gunler yasiyorum. Hayatimdaki fazlalik insanlari cikartinca oldukca rahatlamis gorunuyorum aslinda. Yeni hayatima ben olarak devam edecegim ya, artik kimseler bisi demesin, kimseler yalan yanlis konusmasin diye bisiler yapmayacagim neysem oyum ya artik aman pek bi rahatim ya :)

Hadi cok uzattik konusmayi sohbete dondu mahalle arasi dedikodular gibi cene cene :)) buyrun tarif...





MALZEMELER

Ic Malzemeleri
1/2 kg kiyma
1 sogan dogranmis
2-3 domates rendelenmis
Dereotu kiyilmis
Maydanoz kiyilmis
1 kirmizi etli biber dogranmis
1 yesil carliston biber dogranmis
Karabiber
Zerdecal
Pul biber
Tuz
Su

Hamur Malzemeleri
1 su bardagi sut
1 su bardagi sivi yag
5-6 yemek kasigi suzme yogurt
2 yumurtanin aki (sarisi uzerine)
1 paket kuru maya
1 tatli kasigi seker
1 tatli kasigi tuz
Aldigi kadar un

YAPILISI
Ilik suda kuru maya ve sekeri eritin ve yogurma kabina alin. Sonra un haric tum malzemeleri ekleyin iyice karistirin ve sonra yavas yavas unu ekleyip guzelce yogurun. Ele yapismayacak, ne kati ne yumusak normal kivamli bir hamur olacak. Hamurun uzerini nemli bezle ortup, mayalanmasi icin bekleyin. Yaklasik 4-5 saat surer mayalanmasi. Bu arada tum ic malzemeleri derin bir tencereye alin ve guzelce kavurun, icine yag koymayin cunku kiymanin yagi yeterli olacaktir. Iyice kavrulan ic malzemesine biraz su ilave edip biraz daha pisirin ve altini kapatin. Hamur mayalandiktan sonra kucuk bezeler kopartin ve karniyarik seklinde yagli kagit serilmis firin tepsisine dizin. Ortalarina kiymali harcinizdan koyun. Kenarlarina yumurta sarisi surup 180 derece firinda pisirin. Sicakken uzerine bir havlu ortun ki kurumasin.

AFIYET OLSUN


20 Mart 2013

ÇİZİK POĞAÇA


 Bunlari yapali baya zaman gecmis aslinda ama arsivdeki fotograflari ve tarifleri paylasma vaktidir diyorum :) Dun butun gun temizlik, yemek vs ugrastiktan sonra bugunu kendime ayirdim, ayaklarimi uzattim koydum laptopu dizlerime aldim suyumu elime basladim gecikmis tarifleri incelemeye ve bu pogacalarla baslamaya karar verdim. Goruntusu cok guzel, IG de sanirim yabanci bir paylasimdi bu goruntu veya Pinterest'te gormus olabilir. Kendi tarifime uyguladim bu sekilleri ve harika sonuc aldim, oyleyse sizlerle paylasabilirim diye dusunup basladim yazmaya :) Buyrunuz tarif...





MALZEMELER
1 su bardagi sut
1 su bardagi yogurt
1 su bardagi sivi yag
1/2 cay bardagi ilik su
1 paket kuru maya
1 tatli kasigi seker
1 yemek kasigi tuz
2 Yumurta sarisi (uzerine)
2 Yumurta beyazi (icine)
Aldigi kadar un

Ic Malzemeleri
Peynir
Maydanoz
2 Yumurta sarisi (uzerine)


YAPILISI

Yarim cay bardagi ilik suda kuru mayayi ve sekeri eritip, yogurma kabina alin. Sonra Yumurta aklari, sivi yag, sut ve yogurdu ekleyip, iyice karistirin. Tuzu ekleyip cirpin. Tuz eriyince unu ekleyin ve sert olmayan ve ele yapismayan bir hamur yogurun. Uzerini nemli bir bezle veya hamlu ile ortun ve yaklasik 3-4 saat dinlendirin. Bu arada peynir ve kiyilmis maydanozlari harmanlayin. Hamurunuz iyice kabardiysa, hamurdan istediginiz buyuklukte bezeler kopartip, unlanmis tepsiye dizin. Unlanmis tezgahta bezeleri elinizle acin ve bicakla bezenin bir tarafina kesikler atin. Hamurun kesik olmayan tarafina peynirli harcinizi koyun, kesik olan tarafi uzerine kapatin. Pogacalari yagli kagit serilmis firin tepsisine dizin ve uzerine yumurta sarisi surup, 180-200 derecede isitilmis firinda pisirin. Firindan cikan pogacalarin yumusak olmasi icin uzerine havlu ortun ve ilidiktan sonra servis yapin.

AFIYET OLSUN

17 Mart 2013

BAZLAMA

Bazlama diyince otomatikman agzimdan bazliycam iste gibi bir sozcuk cikiyor nedense :) gecenlerde Figencigimin Yemek ve Biz grubunda Sevgi Tekinalp blogcu arkadasimiz paylasmisti bazlamayi. Gorunce iste dedim bizimkiler buna bayilir haydi Nihan siva kollari ve denedim harika oldu. Zaten denemedigim seylerin tarifini vermiyorum blogumda. Once ben deneyecegim, bakalim tutuyor mu, tadi guzel mi?? Bunlar onemli, zira boyle durumlarla kendim karsilastigimda cok sinir oluyorum. Onca emek, malzeme cope gidiyor ve cidden boyle blogculara sinir oluyorum. O yuzden her daim once kendim deniyorum, kendim fotografliyorum, onaylamadigim hicbir tarifide paylasmiyorum. Tabii bazen denedigim, benim memnun kaldigim tariflerden baskalari memnun kalmayabilir ancak muhakkak yanlis uygulanan bir sey vardir. O yuzden tarifi sonuna kadar okuyup, o sekilde uygulamakta fayda var diyorum ve tarife geciyorum...


Malzemeler
Ilik su
1 paket kuru maya
1 yemek kasigi tuz
1 yemek kasigi seker
6 su bardagi un

Yapilisi
Seker ve kuru mayayi yarim bardak ilik suda eritin. Bu malzemeler eriyince icine tuzu ekleyip onu da eritin. Unu yogurma kabina alin, mayali suyu unun uzerine dokun. Daha sonra yavas yavas ilik su dokerek hamuru yogurun. Yogurdugunuz hamur, hafif ele yapisan, yumusak bir hamur olmalidir. Daha sonra hamurun uzerine nemli bez ortup, mayalanmasini bekleyin. Yaklasik 3-4 saatte mayalanir hamur ancak geceden de mayalayabilirsiniz. Mayalanan hamurdan bezeler yuvarlayip, un serpilmis tepsiye dizin. Pasta tabagi buyuklugunde, yarim parmak kalinliginda actiginiz hamurlari teflon tavada surekli ters yuz ederek pisirin. Atesinizi orta ateste ayarlarsaniz bazlamalariniz yanmamis olur. Bazlamalariniz piserken kabaracaktir. Pisen bazlamalari havlu uzerine koyun ve sicakken servis yapin.

AFIYET OLSUN

Kıymalı Kapalı Ev Pidesi


Bugun esimin dogum gunu. O pek sevmez pasta, merasim. Bende onun yerine onun hosuna gidecek bu kapali ev pidelerini yaptim :) Ailecek hep birlikte yedik, gulduk, eglendik. Tabii ben sadece iki dilim yiyebildim malum diyetteyim ama olsun evde herkes keyifle yedi, huzurla oturduk hepbilikte o bana yetti zaten :) Iyi ki dogdun kocacik. Saglikli, mutlu, hayirli, huzurlu nice guzel gunlerimiz olsun insallah...



MALZEMELER

Hamuru Icin Malzemeler
2 su bardagi ilik sut
1 su bardagi sivi yag
1 paket kuru maya
1 yemek kasigi seker
1 yemek kasigi tuz
Un

Ic Malzemeleri
250 gr. kiyma
1 adet rendelenmis veya rondoda kiyilmis sogan
4 adet orta boy rendelenmis veya rondoda kiyilmis domates
1 demet maydaniz
Karabiber
Tuz
Sivi yag
1/2 su bardagi su

Uzeri Icin Malzemeler
2 yumurta sarisi
Tereyagi




YAPILISI

Ilik sute maya ve sekeri ekleyip iyice cirpin. Maya ve seker eridikten sonra tuzunu ilave edin, onu da cirparak eritin ve uzerine sivi yagi ekleyip, aldigi kadan un ekleyin. Hamur elinize yapismayacak kivamda ancak sert olmamalidir. Sonra hamurun uzerine nemli bir bez ortun ve kabarmasini bekleyin. Yaklasik 4-5 saat icinde kabaracaktir. Hamurun kabarmasina yakin ic malzemelerini bir kabin icinde iyice harmanlayin ve biraz su ile harci sulandirarak yumusatin. Hamur mayalandiktan sonra tezgahin uzerine un serpin ve istediginiz buyuklukte bezeler kopartarak elinizle, tezgahin uzerinde oval bir sekilde acin, icine cig olarak harcinizi surun ve hamurun iki tarafini ortada birlestirerek sikica kapatin. Pideleri yagli kagit serilmis firin tepsisine dizin. Uzerine yumurta sarisi surup, 200-250 derecede isitilmis firinda pisirin. Pistikten hemen sonra servis tabagina alip, uzerine tereyagi surerek, ister butun olarak, isterseniz dilimleyerek servis yapin.

AFIYET OLSUN

28 Şubat 2013

ÖRGÜ POĞAÇA



Elmali milfoy yapmistim bir zamanlar boyle orgu seklinde. Cok zevkli bir calisma ve sonuc mukemmel. Mayali pogaca tarifimi cok seviyorum, yumusacik, puf puf bir tarif, herkes cok begeniyor. Yine onu yapmak istedim ama bu kez klasik yuvarlaktan cikip milfoydeki gibi yaptim. Kapis kapis yendi, bende sevildigine mutlu olmakla yetindim kefirimi ictim meyvemi yedim :) Yaza kadar verilecek epey bir kilom var biliyorsunuz. Bunun hikayesini diger blogumda yaziyorum, bakmak isterseniz Kirmizi Kurdeleli Siyah Tutu...


MALZEMELER
1 su bardagi sut
1 su bardagi yogurt
1 su bardagi sivi yag
1 tatli kasigindan biraz fazla tuz
1 tatli kasigi seker
1 paket kuru maya
1 yumurta (sarisi uzerine surulecek)
Aldigi kadar un

Ic Malzemesi Icin
Peynir
Maydanoz


YAPILISI
Sutu cok hafif ilitin ama sicak olmasin. Maya sicagi sevmez cunku. Icine mayayi ve sekeri ekleyip, eriyene kadar karistin. Sonra yogurdu, sivi yagi ekleyin, tuzunu ekleyip, eritin. Yumurtanin akini ekleyin, sarisini uzerine surmek icin ayirin. Yavas yavas unu eklemeye baslayin ve guzelce yogurun. Hamur ne civik, ne de cok sert olmamali. Yumusak kivamli bir hamur olacak. Hamurun uzerine nemli bir havlu ortun ve dinlenmeye birakin. Hamurunuz mayalandiktan sonra (yaklasik 4-5 saat yetecektir) hamurunuzdan istediginiz buyuklukte parcalar kopartin biraz unladiginiz tezgahinizin uzerinde elinizde ikinci resimdeki gibi yassi bir hamur acin, merdaneye gerek yoktur. Keskin bir bicakla karsilikli, esit ve derin cizikler atin. Tam orta kisma maydanozlu ve peynirli harci harmanlayip, birer kasik kadar yerlestirin. Daha sonra kestiginiz her bir cizgideki hamuru peynirli harcin uzerine, karsisindaki hamuruda onun uzerine kapatarak adeta sac orgusu yapiyormus gibi hamurunuzu kapatin. Cok fazla aralik vermemeye, hamurlari ust uste getirmeye calisin ki harciniz disariya tasmasin. Buna benzer bir tarif olan elmali milfoy tatlimin tarifinde de yapim asamalari mevcut oradan da incelemek isterseniz buraya tiklayin. Hamurlari ordukten sonra ucunu bicakla kesip duzeltebilirsiniz. Yagli kagit serilmis firin tepsisine dizilen pogacalarin uzerine yumurta sarisi surup, onceden 200 derecede isitilmis firinda pisirin. Firindan cikar cikmaz uzerine havlu ortun, boylece yumusacik pogacalariniz olacak. Ilidiktan sonra servis yapin.

AFIYET OLSUN


GOKKUSAGI TATLISI/IKI RENKLI REVANI


Bu tatliyi yillar once nerede gormustum hic hatirlamiyorum sanirim blogumu actigim ilk yillardir 2007 filan. Bugun misafirlerime bu tatliyi yapmak istedim ama ne adi ne tarifi aklimda degildi hemen google amcaya sordum, sagolsun hic bir sorumu karsiliksiz birakmaz :) Tabii benzer bir cok tarif cikti karsima ama eskilerden ve pek cok kere tarifini deneyip memnun kaldigim Portakal Agacinin tarifi ile yapmak en garanti yoldu benim icin. Hic dusunmeden tarifi not ettim ve hemen yaptim. Diyette oldugum icin ben tadina bakamiyorum ama anneannem onayladi 'nefis olmus' :) oyleyse bende size hic dusunmeden tavsiye edebilirim bu tatliyi...


Malzemeler

Keki Icin
3 yumurta
1 cay bardagi seker
3 cay bardagi yogurt
1 cay bardagi siviyag
3 cay bardagi irmik
3 cay bardagi un
2 paket kabartma tozu

Serbeti Icin
3 su bardagi su
3 su bardagi toz seker
1 dilim limon suyu

Diger Malzemeler
1 kucuk paket kakao
Damla cikolata
Cekilmis ceviz
Hindistan cevizi
Koyu krema veya kaymak


YAPILISI

Serbet malzemelerini tencereye koyup, kaynatin ve sogumaya birakin. Cirpma kabinda yumurta ve sekeri kopurene kadar cirpin sonra diger malzemeleri icine karistirip, homojen bir kivam alana kadar cirpin. Buyukce bir cam kalibi yaglayin ve unlayin sonra harci dokun ve onceden 200 derecede isitilmis firinda pisirin. Kekiniz pistikten sonra baska bir kaba ters olarak cikartin ve agzi keskin bir kalipla veya bardakla yuvarlaklar kesin. Hazirladiginiz serbeti kestiginiz ve artan keklerin uzerinde bir iki defa gezdirin. Kestiginiz yuvarlaklari servis tabagina alin ve kalan keklerin icine kakaoyu ve bir miktar hindistan cevizini ilave edip, hafifce yogurun ve yuvarlak dilimlerden daha kucuk parlacalar alip, keklerin uzerine koyun. Kremayi veya kaymagi krema sikma aparatina doldurup en ustune sekil verin. Damla cikolata ve ceviz parcalariyla susleyin. Arzuya gore hindistan cevizi, findik, badem, antep fistigi, renkli sekerler ilede susleyebilirsiniz. Soguduktan sonra servis yapin.
AFIYET OLSUN

Meyveli ve Cikolatali Yarisma Pastalarim


Gecen yil bu iki pasta ile katilmistim yarismaya. Kremali pastalarda 1. oldular genelde 2. ve 3.lugu aldik. Seker hamurunu goruntu olarak sevsemde, favorim kremali pastalar. Bu yuzden kremali pastalar yapmayi daha cok seviyorum. Aslinda ben pasta yapmayi cok seviyorum desek daha dogru olacak :)


MALZEMELER
Pandispanya Icin (1 pandispanya icin)
1 su bardagi yumurta (4-5 adet)
1 su bardagi seker
1 su bardagi un
1 yemek kasigi sut 
1 yemek kasigi sivi yag

Krema Icin (1 pasta icin)
250 gram sut
1/2 su bardagi seker
2 cay kasigi nisasta
3 yumurta sarisi
1 paket vanilya

Suslemek Icin
Tropikal Meyveler
Parca yada damla Cikolata
Kakao
2 paket krem santi
Sut

YAPILISI
Oncelikle krem santiyi 1,5 bardak sutle cirpin ve buzdolabina kaldirin. Sonra krema malzemelerini bir tencereye alin ve surekli karistirarak muhallebi kivamina gelene kadar pisirin. Surekli karistirarak sogutun. Pandispanya icin seker ve yumurtalari 15 dakika kadar mikserle cirpin ve unu ilave edip, sut ve sivi yagi da ekledikten sonra iyice karistirin. Kalibini yaglayin ve unlayin veya yagli kagit serin, uzerine harci dokup, 180 derece firinda pisirin. Pandispanya soguduktan sonra ikiye bolun, her iki katinida sutle islatin. Servis tabagina pandispanyanin bir katini koyun, uzerine kremanizin bir kismini surun ve tropikal meyvelerle veya cikolata parcalari ile kaplayin. Sonra pandispanyanin diger katini yerlestirin. Kremanin kalan kismina biraz krem santi ekleyip karistirin ve pastanizin uzerini kaplayin. Pastanizin kenarlarini kalan krem santiyi, krema sikma aparatina koyup susleyin. Cikolatanizi benmari usulu, buharda eritip, yagli kagit uzerinde degisik sekiller verip, buzdolabinda dondurarak pastanizi susleyebilirsiniz. Aydinger kagidi uzerine istediginiz sekilleri cizip, makasla keserek bu kagidi pastanizin uzerine tutup, kakao ile degisik motifler olusturabilirsiniz. Veya meyveli pastalarda tropikal meyvelerle pastanizin uzerini kaplayabilirsiniz. Pastalarinizi bir gun buzdolabinda dinlendikten sonra servis yapmaniz daha lezzetli olmalarini saglayacaktir.

AFIYET OLSUN


BALKABAGI PASTASI


Ne cok seviyorum bu balkabagini ben. Suan buzlukta haslanmis balkabaklari duruyor :) ama onlar benim saglikli beslenme listelerimin 13.sundeki corba icin sakli :)) Gecen yil yapmistim bunu komsumla birlikte. Inanilmaz guzel bir lezzeti vardi, cok begenmistim hatta bayilmistim. Sonra gittim aradim taradim balkabagi buldum dayandim komsumun kapisina, sagolsun kirmadi geldi birlikte yaptik. Yapis o yapis patladi gitti diyecegim ama o patlamadan biz yemekten patladik. Simdi yillardir aldigim kilolarimi verme cabasi icinde oldugumdan boyle seyler yapamiyorum ama yine de blogumda tarifi olsun, isteyenler yapsin yesin dimi :)


MALZEMELER
Balkabagi
Seker
Potibor biskuvi
2 paket krem santi
Ceviz
Sut

YAPILISI
2 paket krem santiyi 1,5 bardak sutle cirpin ve buzdolabina kaldirin. Istediginiz miktar cevizi rondodan gecirip, kenara koyun. En buyuk boy tencereniz dolacak sekilde kabaklari dograyin ve tencereye doldurun. Sekeri gozkarari koydum uzerini ortecek kadar. Seker orani sizin sekeri sevip sevmemenize bagli, o yuzden damak zevkinize gore azaltip, arttirabilirsiniz. Sonra tencereyi ocaga koyup, kapagini kapatin ve orta ateste pisirin. Icine biraz su koyabilirsiniz. Arada kontrol ederek, iyice eriyene kadar pisirin. Kabaklar pistiginde pure olacak kivamda olmalidir. Pisen kabaklari pure yapma aparati veya catal yardimiyla iyice ezin. Buyukce dikdortgen bir kalibin dibini sutle islatin ve bir kat potibor biskuvi doseyin. Uzerine pure haline getirdiginiz balkabaklarindan biraz yayin ve rondoda cektiginiz cevizlerden serpistirin. Sonra tekrar potibor biskuvi dizin ve yine uzerine balkabagi puresi doseyin, uzerine ceviz serpin. Pure bitene kadar bu isleme devam edin. En son kat pureyi koyduktan sonra iyice sogumasini bekleyin. Pure iyice soguduktan sonra, dolapta iyice donmus olan krem santi ile uzerini kaplayin. En son olarak cevizle uzerini susleyip, buzdolabina kaldirin. Soguk olarak servis yapin.

AFIYET OLSUN



27 Şubat 2013

IRMIK HELVASI



MALZEMELER

1 bardak irmik
1/2 bardak sivi yag
Ceviz, fistik
Tarcin

Serbeti Icin
2 bardak sut (yarisi su da olabilir)
1 bardak seker

YAPILISI
Serbet malzemelerini kaynatin. Ayri bir kapta yag ve irmigi surekli karistirarak rengi koyulana kadar kavurun sonra serbeti icine ekleyip biraz daha pisirin, fistik ve ceviz koyup karistirin, ocaktan alip, kapagini kapatin ve uzerine bir havlu ortup yarim saat dinlendirin. Sonra servis tabagina alip tarcin ile susleyerek servis yapin.

AFIYET OLSUN

MUZLU PASTA


Benim oglumun yedigi tek pasta diyebilirim bu pasta icin. Muzlu olursa yer, bir de icinde cilek olmayan ama cilekli kremayla hazirlanmis olursa yer pastayi :) ah benim oglum guzel oglum cok yemek secer :) Iste bu pastayi da bir gece vakti, sirf oglusum istedigi icin yapmistim kendisi 2-3 dilim yedi kalani komsulara dagittik :)  Hazir kremali pastalari cok sevmesemde cogu zaman vakit darligindan kullanmak zorunda kaliyorum, iste bu acele pastada oyle bir pasta oldu...
MALZEMELER

Pandispanya Icin
1 su bardagi (4-5 adet) yumurta
1 su bardagi seker
1 su bardagi un
 1 yemek kasigi sivi yag 
1 yemek kasigi sut

Krema Icin
2 paket krem santi
1 paket pasta kremasi
Sut

Suslemek Icin
Muz
Damla Cikolata

Yapilisi
Seker ve yumurtalari 10-15 dakika iyice krema kivamina gelene kadar cirpin. Sonra un ve diger malzemeleri ekleyerek iyice homojen olana kadar cirpmaya devam edin. Yagli kagit serilmis kelepceli kaliba dokup, 180 derece firinda pisirin. Pandispanya piserken pasta kremasi ve krem santiyi uzerindeki sut olcusunun yarisi ile cirpin. Pisen pandispanyayi soguduktan sonra ortadan ikiye kesin ve her iki katinida sut ile islatin. Pandispanyanin ust katini servis tepsinizin altina koyun uzerine pasta kremasini surun ve muzlari dilimleyerek uzerine ust kat pandispanyayi yerlestirin. Pandispanyanin her yeririni krem santi ile kaplayin ve dilediginiz sekilde susleyip, damla cikolatalar ve muz dilimleri koyun. Pastanizi bir gece dinlendirip servis yaparsaniz cok daha lezzetli olacaktir.

AFIYET OLSUN

26 Şubat 2013

BULGURLU ETLI SEBZELI BOREK


MALZEMELER

Ic Malzemesi
1 su bardagi kisirlik bulgur
250 gr yagsiz dana kiyma
3 sap pirasa
1/4 lahana
2-3 adet havuc
2 adet sogan
2 adet patates
Sivi yag
Karabiber
Tuz

Dis Malzemesi
Yufka
Yumurta sarisi
Susam
Sivi yag
Su
Sut

Yapilisi
Genis bir tencerede cok az yag ile soganlari yemeklik dograyip kavurun sonra kiymayi ekleyip kavurmaya devam edin. Kiyma hafif pistikten sonra ince ince kiyilmis pirasalari, lahanayi ekleyin ve kavurmaya devam edin. Rendelediginiz havuc ve patatesleri ekledikten sonra karabiber ve tuzunu ayarlayip, bulgurunu ekleyin ve biraz daha kavurup ocaktan alin. Firini 200 derecede isitmaya baslayin. Yufkalarinizi serin ve ayri bir yerde biraz su, sut, sivi yag ve tuz karsimi hazirlayin ve bunu firca yardimiyla yufkalariniza surup, yufkalarin bir kenarina harcinizi doseyin ve rulo olacak sekilde yufkalarinizi sarin. Arnavutlukteki gibi yufkalariniz cok ince ve kare seklindeyse o zaman iki uc kat yufka kullanin ancak Turkiye'de ki yufkalarda tek kat yeterli olacaktir. Hazirladiginiz rulolari yagli kagit serilmis firin tepsisine dizin, uzerlerine yumurta sarisi surup, susam ekeleyin ve firina verin. Firindan cikan boreklerinizin uzerine havlu orterseniz borekleriniz yumusar ancak citir seviyorsaniz hic bir sey ortmeden sogumasini bekleyip servis yapin. Firina vermeden once dilimlerseniz sizin icin daha kolay olacaktir.

AFIYET OLSUN

ZEYTİNLİ RULOLAR



Bu zeytinlilere bayilacaginiza eminim. Kagit ve kalemleriniz hazirsa iste basliyorum anlatmaya :)


MALZEMELER
1 Su Bardagi Ilik Sut
1 Su Bardagi Sivi Yag
1 Su Bardagi Yogurt
1 Yumurta Sarisi (Uzerine Surmek Icin)
1 Tatli Kasigi Tuz
1 Tatli Kasigi Seker
1 Kucuk Paket Toz Maya (Veya 1 Tepeleme Yemek Kasigi)
Aldigi Kadar Un (Yumusak Bir Hamur Olacak Kadar)

Ic Harci Icin
1 Kase cekirdekleri cikartilmis ve rondodan gecirilmis zeytin
2 domates rondodan gecirilmis
2 biber rondodan gecirilmis
1 Tatli kasigi kekik
1 Yemek kasigi salca
Sivi yag
Tuz

YAPILISI
Ilik sutte toz mayayi eritip, butun malzemeleri karistirin ve yavas yavas un ekleyerek, yumusak bir hamur elde edene kadar yogurun. Hamurun uzerine nemli bir bez koyup, mayalanana kadar dinlendirin. Hamurun hacmi iki katina cikmis olacak. Hamur mayalanirken ic harcini hazirlayabilirsiniz. Tum malzemeleri bir kabin icinde karistirmaniz yeterli, burada onemli olan malzemelerin rondodan gecirilmis olmasidir. Mayalanan hamuru, un serptiginiz tezgahta gelisi guzel acin ve icine her yerine gelecek sekilde harcinizi surun ve hamuru rulo seklinde katlayip, dilimleyerek yagli kagit serilmis tepsiye dizin ve uzerlerine yumurta sarisi surup, 200 derece firinda, uzerleri kizarana kadar pisirin. Pogacalar pistikten sonra uzerlerine bez ortup 5-10 dakika dinlendirdikten sonra servis yapin.

AFIYET OLSUN

25 Şubat 2013

KEPEKLİ SÜTLÜ EKMEK


Evde kepekli ekmek yapanlar vardir muhakkak. Bu benim ilk kepekli ekmek denemem oldu ve geercektende muhtesem oldu kendileri :) Yulaf ezmesi ile susledigim kepekli ekmegimin lezzeti o kadar guzeldi ki bizim ev halki resmen kek yapmisim gibi oturup yediler, snairim bunu siklikla yapmamam gerek :) 


MALZEMELER
1 Yumurta
1 Paket kuru maya
1 Su bardagi sut
1/2 cay bardagi zeytin yagi
1 tepeleme cay kasigi tuz
2 cay kasigi seker
3 su bardagi kepekli un
Yulaf ezmesi

YAPILISI
Ilik sutle mayayi eritin, yumurtanin sarisindan bir cay kasigi ayirin ve butun malzemeleri harmanlayip, hamuru iyice yogurun. Uzerine bez ortup, yarim saat dinlendirin. Dinlenen hamuru bir kere daha yogurup, uzun kek kalibina, yagli kagit serip, hamuru yerlestirin. Hamurun uzerine bicakla cizikler atip, ayirdiginiz yumurta sarisini, cok az sutle acip, hamurun uzerine surun. Hamurunuzun uzerine yulaf ezmesi serpin, 180 derece firinda, 35 dakika pisirin. Biraz soguduktan sonra dilimleyip, servis yapin.

AFIYET OLSUN

Kepekli Biberiyeli Focaccia

 Focaccia blog dunyasinda yemek blogu yazmaya basladigim 2007 yilinda tanistigim bir lezzet. Tadi ekmekten cok doyurucu bir hamur isi gibi, sicakken mis gibi kokusuyla insanin basini donduren bir lezzet. Biberiyeyle olan su gunlerdeki hasirnesirligim yuzunden olacak aklima dusuverdi Focaccia ama ben beyaz un yemiyorum eee ne olacak benim halim, ben simdi Focaccia yiyemeyecek miyim?? Iste hemen bir simsek cakti kafamin icinde 'hayir! yiyeceksin' ve aldim elime kepekli unumu basladim yogurmaya, bu kadar lezzetli olacagini gercekten tahmin etmiyordum ama harika kabaran hamurumdan leziz bir kepekli Focaccia cikti ortaya. Ucundan kesip tadina baktim tuzu, tadi yerindeydi. Hemen evdekilere birer dilimcik ikram ettim, zira goz hakkidir :) geri kalani hemen strecleyip kaldirdim. Listemde kepekli ekmek dendiginde bir dilim yiyecegim kendisinden :) Gelelim tarife. Tarif icin bir cok bloga bakabilirsiniz, asagi yukari hepsi ayni malzemeler icerir ki zaten ekmegin ana malzemeleridir bunlar, bu yuzden ben listelerime aykiri olmadan yapabilecegim bir ekmek yapmaya calistim, basardimda sanirim. Iste tarif...

Malzemeler
1/2 paket instant kuru maya
1 cay kasigi deniz tuzu veya normal tuz
1 bardak ilik su

2 yemek kasigi yagsiz sut

2 yemek kasigi zeytin yagi
Kuru feslegen
Biberiye

Yapilisi
Tuz ve kuru mayayi derin bir kabin icine alin ve ilik suyla bunlari iyice eritip icerisine sutu ve zeytinyagini ilave edin. Kepekli unu yavas yavas dokerek, yumusak bir hamur elde edene kadar iyice yogurun. Hamuru ne kadar cok yogurursaniz, ekmeginiz o kadar guzel olur. Hamurunuzun uzerine nemli bir bez ortup, hamur iyice kabarana kadar bekleyin. Kabaran hamuru alip, yagli kagit serilmis firin tepsisinde elinizle bastirip yayin, uzerine parmaklarinizla delikler acin. Ayri bir kapta bir cimdik deniz tuzunu, feslegeni, biberiye ve zeytin yagini karistirip, slikon firca ile ekmegin uzerine iyice yedirin ve 180 derecede isitilmis firinda 25-30 dakika pisirin. Ekmek sicakken uzerine bir havlu ortun ve ilidiktan sonra dilimleyin.

AFIYET OLSUN