12 Şubat 2015

Cevizli Havuçlu Kek



İşten yorgun geldim çünkü önceki gece küçük oğlum ateşliydi bu yüzden pek uyuyamamıştım. Belki biraz dinlenirim derken kapı çaldı. Gelen büyük oğlumdu yanında da sınıf arkadaşı :) 'anne bizim matematik projemiz var' diyince ne diim hadi gelin dedim. Sonra ikindi çayına onlara kek yapmaya koyundum tabii benim uyku yalan oldu :)


Kek yapmak aslında çok kolaydır ama güzel bir kek olsun istiyorsanız o zaman bazı püf noktalarına dikkat etmek gerekiyor. Mesela malzemelerin oda sıcaklığında olması, yumurta ve şekeri en az 5 dakika çırpmak, sonraki malzemeleri ekledikten sonra tahta veya slikon bir kaşıkla yavaşça karıştırmak, kabartma tozu, un gibi malzemeleri eleyerek kullanmak ve fırını keki koymadan önce ısıtmak gibi. Bunlara dikkat ederseniz kekiniz eminim harika olacak. Keki yaparken evde ne varsa onlardan koydum öyle özel bir tarif değil yani. Deneyin beğeneceksiniz. Nino'dan sevgiler...


MALZEMELER

3 yumurta
1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvı yağ
15 ceviz içi iri doğranmış
1 büyük havuç iri rendelenmiş
1 paket kabartma tozu
Yeteri miktarda un



YAPILIŞI

Öncelikle tüm malzemeler oda sıcaklığında olsun. Derin, çelik bir kabın içine 3 yumurta ve 1 bardak şekeri koyup, 5 dakika çırpın. İyice köpüren karışıma sıvı yağ ve sütü ekleyin, daha sonra ceviz ve havuç rendesini ilave edin. Son olarak kabartma tozunu elekten geçirerek ilave edin ve yine unu yavaş yavaş eleyerek ilave edin. Un miktarını siz ayarlayacaksınız. Sert bir harç olmayacak. Tüm malzemeleri koyduktan sonra tek bir karıştırma yağacağız o da tahta bir kaşık yardımıyla, yavaş hareketlerle harmanlayın ve silikon kek kabına veya kullandığınız herhangi bir kek kabına dökebilirsiniz artık. Fırını önceden 180 derecede 10 dakika ısıtın ve keki ısınmış fırına koyun. Bundan sonrası fırınınızın ısıtmasına göre değişiyor. Yaklaşık olarak yarım saat ila 40 dakika arasında kekiniz hazır. Kek piştikten sonra ılımasını bekleyin ve kalıbından çıkartın ve servis yapın. Afiyet olsun...

11 Şubat 2015

BEBELERE ÇORBA



Ek gıda meselesi uzun bir hikaye her yeni gıda yeni bir serüven. İlk oğlumda çok özenir, herşeyi özel hazırlardım. İkincisinde bunu yapmadım ve çok rahat ettim. Üç numarada da bunu yapıyorum. Bize yaptığım çorba ve yemeklere tuz atmıyorum, güzel bir zeytinyağım var onu kullanıyorum ve sonuç bebişim keyifle yiyor. Ne kadar özenirseniz o kadar yemiyor bu çocuklar. 7. aydan itibaren mercimek çorbasını rahatlıkla yiyebiliyor çocuklar. Gaz olayı da ortadan tamamen kalktıysa rahatlıkla verilebilir bence. İşte tarifi..

MALZEMELER
1 Küçük boy patates
1 Küçük boy soğan
1 Küçük havuç
1 Yemek kaşığı pirinç
1/2 Su bardağı kırmızı mercimek
1 Kereviz sapı
1 Yemek kaşığı zeytin yağı
Su

YAPILIŞI
Tüm malzemeleri yıkayın ve küçük küçük doğrayın daha sonra bir tencereye alın ve üzerini geçecek kadar su koyun. Yağını ayarladıktan sonra tencereyi ocağa alın. Orta ateşte sebzeler pişene kadar kaynatın. Tuz koymuyoruz. Sebzeler iyice pişince bebeğin çorbasını ayırıp, içine biraz tuz atıp kendiniz içebilirsiniz. Bebeğinkini bir çatalla ezip ya da süzgeçten geçirip soğuktan sonra yedirebilirsiniz. Afiyet şifa olsun...

PİZZA POĞAÇA


Çocukluğum ve gençliğe ilk adım attığım yıllarİzmir Karşıyaka'da geçti. Doğup büyüdüğüm bu şehirde okula giderken veya okuldan dönerken bazı günler aldığım pizza poğaçalar düşer bazen aklıma. Yemeyi o zamanlarda seviyormuşum :) O poğaçalardan yurtdışında bulmak zor, bende kendim yapayım dedim sonuç mükemmel oldu. Deneyenlere şimdiden afiyet olsun Nino'dan sevgiler...

MALZEMELER

1/2 bardak ılık su 
1/2 bardak ılık süt 
1/2 bardak sıvı yağ 
1/2 paket kabartma tozu 
1 yemek kaşığı toz maya 
1 yemek kaşığı şeker 
1/2 yemek kaşığı tuz 

YAPILIŞI

Bütün malzemeleri iyice karıştırın üzerine aldığı kadar un koyup güzelce yoğurun ve üzerini kapatıp mayalandırın. Hamur mayalanınca tepsiye yağlı kağıt serin. Hamurdan küçük parçalar kopartıp yuvarlayın. Bu arada fırını 200 derecede ısıtın. Hamurun ortasını çukurlaştırıp içine peynir ovalayın üstüne domates biber sucuk ne isterseniz koyun, sonra kenarlarına yumurta sarısı surup fırına verin. Kızarınca çıkartıp üzerine bir havlu örtün, ılıyınca servis yapın. AFİYET OLSUN

9 Şubat 2015

HAMBURGER KÖFTESİ



Gurbette yaşayanlar beni daha iyi anlayacaktır. Öyle her yerden bişiler alıp yiyemezsiniz. Gerçi malzesef artık Türkiye'de de aynı gibi bu durum. Ne eti, helal mi, temiz mi derken içinize sine sine birşeyler yiyebileceğiniz mekanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Ben de Cumartesi günü çocuklara hamburger yapayım dedim. Biz çok sevdik, deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun..

MALZEMELER

300 gr. az yağlı dana döş kıyma
1 küçük rendelenmiş soğan
2-3 diş rendelenmiş sarımsak
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı balsamik sos
2-3 yemek kaşığı galeta unu
1 tatlı kaşığı toz hardal
Karabiber
Tuz

Servis Yaparken

Çedar Peyniri
Domates
Soğan
Marul
Hardal
Ketçap
Mayonez

YAPILIŞI

Tüm köfte malzemelerini çelik bir kaba alın yavaşça harmanlayın, çok fazla yoğurmayın. Daha sonra istediğiniz büyüklükte şekillendirip, yağsız ızgara tavada 3-4 dakika bir tarafını, 3-4 dakika diğer tarafını çevirerek pişirin. Ben kendi ekmeğimizi evde yapıyorum. Eğer evde hamburger ekmeği yapmak isterseniz onun da tarifini vereceğim sonraki günlerde. Hamburger ekmeğinin arasına yıkanmış marul, domates ve soğan dilimi yerleştirin. Ortasına köfteyi koyun tekrar domates ve soğan koyup, en üste çedar peyniri ekleyin. Servis yaparken arzuya göre hardal, ketçap, mayonez ile servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun..

SUSAMLI KAŞARLI KİLİS KEBABI


Kilis kebabını Kilis'li bir ablamdan öğrenmiştim yıllarrrrr önce ve evimizin en sevilen yemeklerinden biridir kendileri. Bu sefer Kilis kebabına yeni bişiler ekleyerek yeni bir hale getirdim kebabı :) ama gerçekten enfes oldu itiraf etmeliyim. Çok yoğun bir hafta sonundan sonra yeni bir haftaya enerjik başlamak iyi oluyor. Hepinize bol tebessümlü, sağlıklı, güzel haberlerle dolu bir hafta diliyorum. Nino'dan sevgiler hepinize..

MALZEMELER

1/2 kg orta yağlı kıyma
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı balsamik sos
1-2 yemek kaşığı galeta unu
1 soğan (rendelenmiş)
3-4 diş sarımsak (rendelenmiş)
Karabiber
Kimyon
Sıvı yağ
Tuz

3-4 adet patates (altına döşemek için)
Kaşar peyniri (üzerine)
Susam (üzerine)

YAPILIŞI
Tüm kebap malzemelerini yoğurma kabına alın ve güzelce yoğurun. Yağlanmış fırın tepsisine patatesleri çok kalın olmayacak şekilde halka halka doğrayın ve yerleştirin. Üzerine kebap harcını döşeyin. En üste kaşar peyniri rendeleyip, susamla süsleyin ve 170 derece fırında yavaş yavaş pişirin. Afiyet olsun..

3 Şubat 2015

ZEYTİNYAĞLI KABAK



Her zaman öyle pasta börek olmaz değil mi? Onca pasta börek yanında ben ne yiyorum!! İşte böyle sağlıklı şeyler yiyorum. Midem, bağırsaklarım, tansiyon, kolestrol, karaciğer yağlanması derken alramlar veren vücudumu sağlıklı günlerine geri döndüreceğim inşallah. Bunun içinde aslında sıkı olmayan ama ciddi bir nefis terbiyesi olarak tanımlanacak bir sağlıklı beslenme programım var. Akşmları özellikle çok hafif yemeğe gayret ediyorum zira insülin direncimi düşürmem gerekiyor yoksa kilo veremem, kilo vermezsem de sağlığıma geri dönemem. Kilo vermek bu yüzden hayati bir önem taşıyor benim için. Aslında günde 30 dakika bi fırsat bulsam biraz da spor yapsam ne güzel olacak neyse o da olacak inşallah :) Tarife geçiyor, sevgiler yolluyorum sizlere...

MALZEMELER
1 kg kabak
1 demet dereotu
2-3 adet domates
1 adet kuru soğan
1 adet kırmızı etli biber
3-4 yemek kaşığı önceden haşlanmış işlenmemiş buğday
1 yemek kaşığı zeytin yağı
1 bardaktan az su
Tuz

YAPILIŞI
Dereotu hariç tüm malzemeler doğrayın ve tencereye koyun. Suyunu ekledikten sonra kısık ateşte pişirin. Kabak pişip biraz ılıdıktan sonra servis yaparken üzerine dereotu serpiştirerek servis yapın. Afiyet olsun...

2 Şubat 2015

ANTEP FISTIKLI ISLAK KURABİYE


Kaç gündür yazamadım farkındayım. Biraz rahatsızdım geçen hafta vee Perşembe günü küçük bir operasyonla bağırsakta görülen iki küçük polip alındı. Cuma günü inşaallah pataloji sonucunu alacağız. Doktorum iyi gördü ama yine de emin olmak için patalojiye gönderdi inşallah temiz çıkacak iyi olacak herşey sizlerden de dua istiyorum, benim için dua edersiniz değil mi.. Ardından Perşembe gecesi büyük oğlum ateşlendi, ortancanın zaten sesi kısılmıştı, 3 gece uyumadan ateş nöbeti tuttum, işe gidemedim tabii. Tam büyük iyileşti Cumartesi günü bu sefer de Cumartesi gecesi ufak oğlum ateşlendi. Bir salgın var bu ara Tiran'da öksürük, ateş aman havalar bir iyi bir kötü sizler dikkatli olun gerçi ne kadar dikkat etsek olacaksa oluyor işte. Bugün ufaklığı bıraktım işe geldim aklım onda. Biran önce eve gidip oğullarıma bakmak istiyorum, üçü de evde bugün. Gelelim Antep fıstıklı ıslak kurabiyelerime. Yıllar önce o zamanlar daha kimseler bilmiyordu ıslak kurabiyeyi, ben de kardeşimin kayınvalidesinden almıştım tarifini o tarifin içine fıstık katsak nasıl olur diye düşünüp bunu hayata geçirince çıktı bu kurabiyeler ortaya ve nefis bişi oldular. Aylar oluyor ben bu kurabiyeleri yapalı ama ancak fırsat oldu koymak için. Deneyin derim, bayılacaksınız. Nino'dan sevgiler... 

MALZEMELER
1/2 Paket Oda Sıcaklığında Tereyağı
1 Çay Bardağı Dövülmüş Antep Fıstığı
1 Yumurta
1 Paket Kabartma Tozu
1 Paket Vanilya
1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
1 Çay Bardağı Şeker
Aldığı Kadar Un
Antep Fıstığı (Üzerini Süslemek İçin)


ŞURUBU İÇİN3 Çay Bardağı Şeker
3 Çay Bardağı Su


YAPILIŞIŞurup malzemelerini küçük bir tencereye koyup, kaynatın. Yoğunlaşan şurubunuzu iyice soğutun. Şurup soğuduktan sonra 1 saat kadar buzdolabında bekletin. Hamur malzemelerini karıştırıp, aldığı kadar unla yumuşak bir hamur elde edin. İstediğiniz büyüklükte toplar yapıp, üzerine hafifçe bastırarak, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizip, 200 derecede üzeri çatlayana kadar pişirin. Sıcak kurabiyeleri, soğuk şurubun içine, hızlıca batırıp, çıkartın ve servis tabağına alıp, Antep fıstığıyla süsledikten sonra, bir gece dinlendirdikten sonra servis yapın.

AFİYET OLSUN

28 Ocak 2015

DOLGULU POĞAÇA



Ben yiyemedim ama öyle çok kişi yedi ki, ben de çok mutlu oldum. Herkes bayıldı diyebilirim bence harika bişi oldu. Bundan böyle sık sık yaparım ben bundan. Yeni şeyler üretmek ne güzel birşey. Apartmandaki komşularımdan biri yapmıştı böyle dolgulu poğaça çok sevmiştim o zamanlar. Birkaç yıl geçti üstünden tabii. Dün akşam öğrenince iç malzemesini kendi poğaça hamurumla denemek istedim. Ve sonuç gerçekten harika oldu, tek püf noktası hamurun ince olması gerekiyor ki örgü olacağından içi iyi pişsin. Çemen, zeytin ve peynir seven herkes bence bayılacak bu poğaçalara..


MALZEMELER

1/2 bardak ılık su
1/2 bardak ılık süt
1/2 bardak sıvı yağ
1/2 paket kabartma tozu
1 yemek kaşığı şeker
1/2 yemek kaşığı tuz
1 yemek kaşığı toz maya
Aldığı kadar un

İç Harcı İçin

1 yemek kaşığı kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası,
Zeytinyağı
4-5 ceviz içi
Karabiber
Nane
Kekik
100 gr. beyaz peynir
Maydanoz veya dereotu
Siyah zeytin




YAPILIŞI

Ilık suyu derin bir kaba boşaltın üzerine şeker ve mayayı ekleyip iyice karıştırın. Maya ve şeker eridikten sonra un hariç diğer malzemeleri ekleyip güzelce karıştırın. Son olarak unu yavaş yavaş koyarak ele yapışmayacak bir hamur elde edin. Üzerine bir nemli havlu veya kapak kapatıp iç harcı hazırlamaya geçin. Bir kaseye beyaz peyniri ezin içine dereotu veya maydanoz  doğrayın. Diğer bir kaseye salçaları alın için irice doğranmış ceviz, zeytinyağı, karabiber, nane, kekik ilave edip güzelce karıştırın. Çekirdeklerinden ayrılan yeterli miktar siyah zeytini, çok küçük olmayacak şekilde doğrayarak ayrı bir kaseye koyun. Hamurunuzu 6 eşit parçaya ayırın ve yuvarlayın. Her bir parçayı tezgaha un serperek pide gibi ince uzun açın. Hamur çok kalın olmasın. Kalın olursa içi hamur kalabilir. 3 hamuru bu şekilde açın ve birine çemenli, birine peynirli, diğerine zeytinli harçtan koyun ve üzerini kaparak rulo şeklinde yuvarlayıp uzatın. Daha sonra bu 3 ruloyu saç örgüsü yapın ve yağlı kağıt serili fırın tepsisine yerleştirin. Kalan 3 hamuru da aynı bu şekilde hazırlayıp, tepsiye yerleştirin. Tepside 15-20 dakika poğaçalar mayalanırken fırını 200 dereceye ayarlayın ve tepsi mayasını alan poğaçaları 200 derecede altı ve üstü kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun, Nino'dan sevgiler...

27 Ocak 2015

KIBIN


Karay Türklerinin Kıbın böreği olarak karşımıza çıkan, haşlanmış şekliyle de bizim mantıları andıran harika bir lezzettir Kıbın. Ve asla bir tabak yetmez :) Bence çok pratik bir yemek. Özellikler hafta sonları çoluk çocuk birlikte zevkle yiyebileceğiniz bir tat. Haşlanmış hali mantıya, kızartılmış hali ise bizim çiğ böreğe benziyor. Sadece mantıdan büyük, çiğ börekten küçük. Katlanışı çok zevkli ve kolay. Bol yağda kızartıldığı için kızarmışından çok haşlanmış hali daha sağlıklı olur gibi geldi bana :) çocuklar da haşlanmış halini daha çok sevdiler. Geçelim tarife..

MALZEMELER

Hamuru İçin
1/2 paket un
Ilık su
Tuz
(Açarken tezgaha serpmek için de biraz un gerekiyor)

İç Malzemesi
1/2 kg bıçak sırtı doğranmış yağsız dana eti veya kıyma
2 baş kuru soğan
Karabiber
Tuz
Sıvı yağ



YAPILIŞI

Yarım paket unu derin bir kaba alın, ortasını açın ve biraz tuz koyup, ılık suyla güzelce yoğurun. Hamurun üzerini örtüp, iç malzemeleri hazırlamaya geçebilirsiniz. 2 baş kuru soğanı rondodan geçirin, bıçak sırtı doğranmış yağsız dana eti veya kıymayı soğanla güzelce yoğurun. İçine biraz sıvı yağ, biraz tuz, biraz da karabiber ilave edip, harmanlayın. Hamurunuzu bezelere ayırın ve tek tek açın. Açtığınız hamurunuzu kesme aparatı veya su bardağıyla yukarıdaki gibi kesin ve içine bolca harç koyup, fotoğraftaki gibi kapatın. Derin bir tencereye su, tuz ve sıvı yağ koyup haşlayarak pişirebileceğiniz Kıbın'ı, isterseniz yağlayıp fırında pişirebileceğiniz gibi, bol yağda kızartarak da pişirebilirsiniz. Bu sizin tercihinize kalmış. Şimdiden afiyet şifa olsun. Nino'dan sevgiler...

Bebelere Kahvaltı ve Ara Öğün Zamanı


Ek gıda olayı bambaşka bir macera gerçekten. 5 ila 6. aylarda başladığımız bu serüven kimi zaman güzel yiyen bebelerle harika bir macera olurken, bazen bebeğin istememesiyle kabusa dönebiliyor malesef. E ne yapacağız o zaman? Bu konuda uzman değilim ama 3 oğlumunda farklı hikayeleri bu konuda beni biraz olsun tecrübe sahibi etti sanırım. Her zaman söylediğim gibi ilk zamanlar karıştırıp versekte 1 ay kadar sonra tek tek yedirmeye alıştırmalıyız bebekleri. Kaşıktan yemektense anne elinden ya da kendi elinden yemeği daha çok seviyor bebekler. Kaşığı reddediyorsa elinizi güzece yıkayıp öyle verebilirsiniz. 5. aydan itibaren başlayabileceğiniz kahvaltılara; yumurta sarısı (1/8 ile başlayarak 3-4 günde bir artırma yöntemiyle veriyoruz), evde kendiniz yaptığınız tereyağı (burada tarif vermiştim), 1 çay kaşığı pekmez (pekmez alerji yapabilir biraz verip birkaç gün pişik olup olmadığını kontrol ettikten sonra devam etmeli), 1 tatlı kaşığı labne peynir ile evde yapacağınız bisküvilerden ekliyebilirsiniz. 7. ayda ben artık tam buğday unundan yağtığım ekmekden de biraz ilave ediyorum. Hepsini ayrı ayrı yediyorum. Yumurta biraz alerjik olduğu için haftada 3 gün ve yarım veriyorum.

7. ay kahvaltımıza krep ekledim ben. Belki ilk kez3. bebekte bu kadar cesurum :) Mercimek tanesinden biraz daha büyük parçalara böldüğüm az bi krebi labneyle karıştırıp, haftada bir kez bizimle birlikte yiyor ve çok seviyor. Krebi yağda kızartmadığım ve tuz koymadığım için sorun yok. Sadece günlük alıp kaynattığım süt, tam buğday unu ve yumurta ile yapıyorum. Hem bize hem Hasoğlana kahvaltı oluyor. Bir taşla pekçok kuş :))



Meyve pürelerini cam rendede rendeleyerek kaşıkla verebileceğiniz gibi, marketlerde satılan meyve fileleri de müthiş işe yarıyor ve bebeklerin boğazına gitme riskini ortadan kaldıran bu filelerle kendi elleriyle yedikleri meyveleri bebekler daha çok seviyor. Bunda ise hijyen çok önemli her kullanımdan sonra güzelce yıkayıp kaynatmak gerekiyor. Bebeklerde ek gıda olayının bence bir formülü yok çünkü her çocuk ayrı bir dünya bunu unutmayın sizin bebeğiniz de kendine özel. Yedikleri de onu zamanla size tanıtacak sadece biraz sabır :) Nino'dan sevgiler...

26 Ocak 2015

KARACİĞERİM DOSTU CANIM ENGİNAR



Enginarın dolmasını Egeliler iyi bilir ne çok severim onu sıyıra sıyıra yemeyi. Ama burda öyle İzmir'de olduğu gibi bol bulunmuyor malesef. Dondurulmuş enginar kalplerini bulabildiğime bile çok seviniyorum, eskiden onları da bulamazdım çünkü ya da belki ben bilmiyordum. Karaciğerimde belki yaptığım yanlış diyetlerin akabinde verdiğim hızlı kilordan belki bırakınca aldığım hızlı kilolardan dolayı bir yağlanma sözkonusu ve bu grade 2 yani 2. derece. Diyet yaptığım dönemlerde bunu 1. dereceye indirmeyi başarmıştım, şimdi hedefim yeniden karaciğer yağlanmasından kurtulmak inşallah. Karaciğer dostlu enginar, iyi ki seviyorum seni yok ne yapardım :) Haftada 2-3 kez pişirmeye niyet ettim bakalım başarabilecekmiyim. Nino'dan herkese mutlu, sağlıklı bir hafta duasıyla, sevgiler...


MALZEMELER (2 Kişilik)

4 adet haşlanmış enginar kalbi
2-3 adet taze soğan
1 yeşil 1 kırmızı etli biber
Kuru veya taze dereotu
2 adet domates
3-4 yemek kaşığı önceden haşlanmış işlenmemiş buğday veya siyah pirinç
1 yemek kaşığı zeytin yağı
Tuz

YAPILIŞI

Haşlanmış enginarları küçük küçük doğrayın, yeşil taze soğanları, biberleri de doğrayıp ekleyin. Domatesleri küp küp doğrayarak içine ilave edin. Haşlanmış bulguru da ekleyip yarım çay bardağı kadar su ilave edip, tuzunu ayarlayın, 1 yemek kaşığı zeytinyağı koyun ve pişirin. 20-25 dakikada hemen pişecektir. Piştikten sonra servis yaparken varsa taze dereotu yoksa kurutulmuş dereotu ile servis yapın. Afiyet olsun...


25 Ocak 2015

ÇİLEKLİ BİSKÜVİLİ MUHALLEBİ

Sabah bir enerji vardı üzerimde kucağımda Hasoğlan, paçama yapışmış Memo ile bu muhallebileri yaptım :) Seviyorum mutfağı ve mutfakta yapabileceklerimi. Beni dinlendiriyor, düşüncelerden uzaklaştırıyor. Yazmakta öyle.. Yazmak iyi geliyor bana. Düşünmeden yazmak, severek yazmak, herşeyi yazmak.. Paylaşmayı seviyorum aslında işin özu bu.. Yaptıklarımı kendime saklamayı sevmiyorum, ne olursa olsun ben paylaşan oluyorum hep. Bir Pazar günü daha bitti. Perşembe günü Türkiye'ye gönderdiğim eşim ve büyük oğlum Ahmedim yarın geliyorlar. Herkese sevdikleriyle bir ömur sağlıklı ve mutlu uzun yıllar diliyorum ve bize de inşallah.. Geçiyorum tarife..

MALZEMELER (6-7 kişilik)

Muhallebi İçin

3 bardak süt
2 kaşık un
2 kaşık nişasta
2 kaşık pirinç unu
1 yumurta sarısı
1 bardaktan iki parmak eksik şeker

Süslemek İçin

Çilek
Finger bisküvi (1 paket yeterli)
Dövülmüş antep fıstığı

YAPILIŞI

Muhallebi malzemelerinin hepsini bir tencereye alın ve çırpma teliyle güzelce çırpın. Orta ateşte sürekli karıştırarak pişirin ve ocaktan alın. Muhallebi soğurken kaymaklanmaması için ara ara çırpma teliyle karıştırın. Küçük kaselerin tabanına finger bisküvileri rondoda çekip paylastırın. Çilekleri dilimleyip kenarlara yerleştirin ve ortaya muhallebiden koyun. Üzerini fıstıkla süsleyip, 3-4 saat buzdolabında soğuttuktan sonra servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun..

FIRINDA BALLI BALKABAGI TATLISI


Cocuklugumun unutulmaz tatlilarindan biridir balkabagi. Anacigim ne de guzel yapar.. ahhh gurbet.. Burda bir baslarsam soze bitiremem diye korkumdan gurbet bahsini bir baska posta birakiyorum. Balkabagi tatlisini yapmayinca insana pek bi zormus gibi geliyor ama aslinda oyle degil. Cok cok kolay bir tatli ve bence hicbir zahmeti yok, biraz soymasi zor o kadar. Sadece tencerede pisirerek ikram edebileceginiz gibi firinlarayarak da ikram edebileceginiz bu harika tatli uzerinde balla firinlandiginda muhtesem oluyor. Denemediyseniz bi deneyin derim...

MALZEMELER

3 kilo iri iri dogranmis balkabagi
3-4 bardak seker (sekerini kendi zevkinize gore ayarlayabilirsiniz)
Bal
Antep fistigi (veya ceviz)

YAPILISI

Iri iri dogranmis balkabaklarini derin bir tencereye alin. Uzerine 3-4 bardak seker dokup, tencerenin kapagini kapatin ve bir gece bu sekilde bekletin. Sabaha kadar balkabagi suyunu salacaktir. Daha sonra orta ateste balkabagini pisirmeye baslayin. Yaklasik 20 dakika ile yarim saat arasinda pisiyor balkabagi, arada catalla kontrol etmekte fayda var. Cok fazla hamur olmamasi gerek, yok tabaga alirken parcalanir. Henuz diriyken, ocagin altini kapatin ve bir suzgu kepce yardimiyla kabaklari firin tepsisine alin. Uzerine bal gezdirip, 200 derece firinda uzeri hafif kizarana kadar pisirin. Servis yaparken dovulmus antep fistigi veya cevizle servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun... Nino'dan sevgiler...

DIMDAMA




Insanin international komsulari olmasi ne guzel. Ozbek bir komsum var daha onceden de bahsetmistim. Sukur ki cok iyi Turkce biliyor. Ondan cok sey ogreniyorum bu aralar. Yanlis yazmamisimdir umarim, gecenlerde misafirlerine Dimdama yapmisti bana da getirdi. Normalde ben et pek yemem hele kemikli et hic almam diyebilirim. Ama o gun yedigim o yemek o kadar lezzetliydi ki tarifini alip kendim denedim. Hem pratik, hem bereketli, hemde lezzetli bir yemek. Denemenizi tavsiye ediyorum.


MALZEMELER
Yarim kilo orta boy kesilmis kemikli et (tercihen kaburga)
2 patates
2 kabak
1 patlican
2 kirmizi ve yesil etli biber
2-3 havuc
2 kuru sogan
5-6 dilim sarimsak
2-3 domates
Uzerini kapatmak icin lahana
1-2 yemek kasigi salca
1-2 yemek kasigi sivi yag
1 bardak su
Karabiber
Tuz

YAPILISI
Buyukce bir tencereye bir iki yemek kasigi sivi yag dokun, uzerine soganlari halga halka dograyip tencerenin tabanini kapatacak sekilde dograyin. Uzerine etleri yikayip, suzun ve yerlestirin. Uzerine biraz karabiber serpin ve sarimsaklari dograyin. Daha sonra tum sebzeleri iri iri dograyip kat kat yerlestirin. Bir sira havuc, bir sira biberler, bir sira patlican, kabak, patates, domates seklinde tum sebzeleri yerlestirin. Bir bardak suyun icine 1-2 yemek kasigi salcayi koyup, iyice eritin, biraz tuz ilave edip yemegin uzerine gezdirin. En ust kismini lahana yapraklariyla guzelce kapatin ve en kisik ateste 1,5 saat yavas yavas pisirin. Lahanalar yemegi kapatacagindan sanki buharda pismis gibi olacak. Yazin domatesler daha sulu oldugundan hic salca ve su koymayabilirsiniz. Kisin ise bir bardak su yeterli geliyor, sebzeler de sulandigindan fazla su koymayin. Yemeginiz pistiginde 5-10 dakika dinlendirdikten sonra servis yapabilirsiniz. Yemegin pismesi icin 1,5 saat yeterlidir, fazla piserse sebzeler erir. Afiyet olsun, saglikla kalin...

24 Ocak 2015

DEREOTLU ve COREKOTLU KURABIYE


Sut yapan tariflere bir yenisini daha ekleyelim. Dereotu bolbol yemek lazim. Salata, corba ne bulursam icine dereotu katiyorum. Oglum 7,5 aylik olmak uzere, hayalim ve duam 2 yasina kadar emsin yonunde. Bakalim basarabilecekmiyim ama bunu basarmak icin de aklima ne gelirse yapiyorum. Dereotunu kurabiyede denemek geldi sabah aklima. Hemen sivadim kollari. Sonra corekotunun olum haric her derde deva oldugunu hatirlayinca dedim biraz corekotuyla dereotu nefis olacak. Ve temel kurabiye tarifine bunlari ekleyince nefis bisi cikti ortaya. Yapan ve yiyen herkese sifa olmasini diliyorum. Nino'dan sevgiler...



MALZEMELER

1 paket tuzsuz tereyagi oda sicakliginda erimis
2 yemek kasigi corekotu
1 demet ince ince kiyilmis dereotu
1 cay bardagindan 2 parmak eksik sivi yag
1 tatli kasigi tuz
2 tatli kasigi seker
1 paket kabartma tozu
1 yumurta (sarisi uzerine surulecek)
2 bardak un (bu yaklasik bir miktar kivamini siz zevkinize gore ayarlayabilirsiniz)

YAPILISI

Tum malzemeleri derin bir kabin icine alip, bir bardak unu icine ekleyin ve iyice yogurun. Ikinci bardak unu yavas yavas ilave edin. Hamurun kivami ne sert, ne de cok yumusak, orta kivam olacak. Un iki bardak kullandim ben ancak unun eksik ya da fazla olmasi hem unun kalinligina hemde sizin zevkinize kaliyor biraz. Firininizi 200 dereceye ayarlayin. Guzelce yogurdugunuz hamuru, yagli kagit serdiginiz firin tepsinize kucuk kucuk minik lokmalar halinde yuvarlayip, araliklarla dizin. Uzerine ayirdiginiz yumurta sarisindan surup, firina verin. Yaklasik 15-20 dakikada uzeri kizariyor, sonra firindan alabilirsiniz. Bir sure tepside sogumasini bekledikten sonra servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...


23 Ocak 2015

BEBEKLERE TEREYAĞI


4 ila 6. ay arasında başlayan ek gıda serüveninde hem sabah kahvaltılarında hemde çorbalarda kullanabileceğimiz bir şey tereyağı. Ne kadar temizdir, güvenlidir, organiktir densede annenin yaptığı kadar insana güven vermez hazır aldıklarımız. Şöyle biraz araştırınca bebelere tereyağı yapmanın aslında hiçte zor olmadığını göreceksiniz. Haftada 9 lt süt alıyorum ben. Bunun 3 litresini büyük oğullarım süt olarak içiyor veya yemeklerde kullanıyorum. Kalan 6 litreyi ise yoğurt yapıyorum bunu da Haso dahil hepimiz yiyoruz veya çorba yapıyorum, ayran olarak tüketiyoruz. Güvenilir bir sütçüden alacağınız günlük sütü bir süre kaynatıyorsunuz ve bundan çıkan kaymakları bir süre biriktirmeniz gerekiyor. Bu yağtığım tereyağı 9 lt. sütten çıkan kaymakla yapıldı. İsterseniz daha çok yapabilirsiniz.

MALZEMELER
10 lt açık (güvendiğiniz bir sütçüden alınmış) süt
Buzlu su
Kendinize yapıyorsanız biraz tuz

YAPILIŞI
Sütü kaynatıp, üzerindeki kaymakları toplayın ve sütün. Bu kaymakları bir hafta içinde biriktirebilirsiniz. Çünkü biranda 9-10 litre süt alıp tüketmek zor olacaktır. Biriktirdiğiniz kaymakları 5 dakika kadar rondodan geçirin. Krema kıvamı alacak. Bir kaseye buzlu su doldurun ve çektiğiniz kaymağı kaşık yardımıyla toplayıp bu buzlu suyun içine aktarın. Daha koyar koymaz katılaştığını göreceksiniz. Eğer kendinize yapıyorsanız rondodan geçirirken biraz tuz ilave edebilirsiniz. Buzlu su ile ayrışan tereyağını suyundan süzüp, saklama kabına alıp, bebeğinizin kahvaltılarına, çorbalarına koyabilirsiniz. Hepsi bu kadar. Kuzulara afiyet, şifa olsun... Nino'dan Sevgiler...

ELMA ve YULAF SENİN ELİNE DÜŞECEĞİM AKLIMA GELMEZDİ



Yağsız sütle pişmiş elma birkaç kaşık yulaf ezmesi ve tarçın.. Diyetlerde bulunan ama benim hiç sevmediğim sabah kahvaltısı. Bugün bile isteye, tamamen gönül rızamla yaptım ya bunu ne diyeyim. Karnımdaki ağrı hala geçmedi, ne garip tahlillerim iyi, ultrasonlar iyi ya üşüttüm ya da kum döküyorum artık başka bir teşhisi yok bunun. Ben sağlıklıyım, sağlıklı olacağım. Pozitif düşünüp herşeyin üstesinden gelebiliriz Allah'ın izniyle. Nur içinde yatsın rahmetli anneannem elma pişirir yermiş karnı ağrıdığında. Annem bunu söyleyince ben de hemen bir elma soydum az bi yağsız sütle pişirdim üzerine 3 kaşık yulaf kepeği ve biraz tarçın koydum zorla da olsa yedim. Hemen hemen her türlü diyette bu öğüne rastlarsınız. Bugün ki menüm şu şekilde:

Sabah: 1 bardak ılık papatya çayı 1 elma 3 kaşık yulaf ezmesi 1/2 bardak yağsız süt pişirip üzerine tarçın. Üstüne 1 bardak su.

Ara Öğün: 1 ceviz 2 kuru kayısı öncesi ve sonrasında 1 bardak su.

Öğle: 1 bardak papatya çayı. Köfte ve yoğurt. 1 bardak su.

Ara Öğün: 1 kivi, önce ve sonrasında su.

Akşam: Yoğurt, haşlanmış brokoli ve kabak, önce ve sonrasında su.

Ara Öğün: Elma, önce ve sonrasında su.

22 Ocak 2015

Başımıza Ne Gelirse Yemekten Geliyor



Başımıza ne gelirse yemekten geliyor! E aç mı kalak anacım :) Tabii ki hayır..
Dün öğlenden sonra aneseziyle uyutulduktan sonra yarım kolonoskopi yapıldı. Bir polipoid ve iki cep varmış. Haftaya tekrar anestezi verilip tam kolonoskopi olacak ve eğer başkada polip varsa hepsi alınacak. Eğer rahatsızlanmasam belki bu poliplerden haberim olmayacaktı. Şimdi sıkıntılı bir durum yok ama ilerde olmaması için de önlem almak gerekiyor. Kan değerlerim genel olarak iyi çıktı diyelim. Kolestrol hala var karaciğer değerlerim düzelmeye dönmüş bu iyi haber. İnsülin direnci ise 36 iken şimdi 22 çıktı bu da güzel haber çünkü diyet yapmak ve yürüyüş bana iyi gelebilir. İnsülin direnci ne kadar az olursa o kadar kolay kilo verebiliyorsunuz. Ve gittiğim tüm doktorların ortak kararı DİYET ve SPOR. Spor derken şimdilik normal tempo yürüyüş, hergün 40 dakika. Yani bana yine Tiran sokakları ve Leslie ile Walk at Home yolları göründü :) Neyse güzel bir diyet verdi doktorum. Harika sağlıklı yemekler yiyeceğim hem kilolardan hemde hastalıklardan kurtulacağım inşallah. Yaza güzel bir hedef koyduk. Şimdilik söylemiyorum sonra birazcık zayıflım o zaman asıl hikayemi anlatacağım sizlere. Gerek özelden, gerek maille aldığım yorumlarda dostlar zayıflama hikayemi soruyorlar. Zayıflama hikayemin üzerine bebeğimi kaybetmiştim onun üzerine toparlanmam zaman aldı ve üstüne nur içinde yatsın anneannemi kaybedince ben hepten bıraktım kendimi zaten üstüne de hamile kalınca diyet hayal oldu. Şimdi bebeğim 7 aylık, yaş da 37 olunca bir önlem almak gerekiyordu ve ben yeniden sahalara döndüm. 2 yıl önce 25 kiko vermiştim yaklaşık 6 ayda. Şimdi de bi 30 kilo hedefim var. Yediklerimi ara ara burada paylaşmaya çalışacağım ve size haftalık raporlar yazacağım. Haftalık tartılarımda da kaç kilo verdiğimi, neler yediğimi de buradan sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Bu haftaki menüm şu şekilde. (Bu listeler doktorumun bana özel verdiği listelerdir, örnek teşkil etmemektedir. Kendinize uygun listeyi doktorunuza danışarak almanızı tavsiye ederim. Zira bana uygun olan bir gıda size uygun olmayabilir.)


Sabah: Sabahları aç karnına bir bardak kabuk tarçınlı ılık su içiyorum. Önceden limonlu sirkeli kabuk tarçınlı su içiyordum. Ancak şuan rahatsızlığımdan dolayı limon ve sirke yasak. Suyumu içtikten sonra 4-5 kaşık yağsız kaymaksız evde yağtığım yoğurt üzerine 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi 1 kivi ve 2 çilek doğrayıp yedim. Yemekten sonra 1 bardak su.

Ara Öğün: 1 bardak su. Arada 1 havuç ve 1 bardak şekersiz ıhlamur. 1 bardak su.

Öğle: Yemekten önce 1 bardak su Öğle yemeğinde 1/2 kase tarhana çorbası (baharatsız), 2 yemek kaşığı tavuk döner, 1 dilim tam buğday unlu ekmek ve 1 bardak ayran. Yemekten sonra 1 bardak su.

Ara Öğün: 1 bardak su. 1 kivi. Üzerine 1 bardak su.

Akşam: 1 bardak su. Karışık salata ve 100 gr. ton. Üzerine 1 bardak su.

Ara Öğün: 1 bardak su. 1 Elma ve 4-5 kaşık yoğurt. Üzerine 1 bardak su.


Bugünlük menüm bu şekilde. Öğlen ve akşam bol salata ile bol bol lif almaya çalışıyorum. Bu diyetlerde çok önemli. Lifli gıdalar almak hem bağırsaklarımıza iyi geliyor hemde kilo vermemizi sağlıyor. Her öğüne başlarken ve bitirirken içtiğim sularda gün boyu en az 12 bardak su içmemi sağlıyor bu da günlük su ihtiyacını karşılamış oluyor. Herkese mutlu, sağlıklı günler, Nino'dan sevgiler...

21 Ocak 2015

Bir Panik Atak Hikayesi




Gençliğe ilk adım attığım yıllardı sanırım ilk duyduğumda bu tabiri 'bende panik atak var'!!! Anlayamamıştım nasıl bir hastalıktı bu, midenmi ağrıyordu, başınmı yoksa neydi!! Ne tuhaf o zamanlar bir gün bu hastalığı yaşayarak öğreneceğim hiç aklıma gelmezdi. Çocukluğumdan beri biraz panik bi yapım var bu benim genlerimden mi geliyor yoksa yaşadığım üzüntüler mi beni bu hastalığın kollarına attı bilmiyorum. Ama bir sebebinde sürekli evhamlar yaşayarak hastanelere koşan kayınpederime ettiğim laflar olduğunun farkındayım. Ona kızıyordum 'baba evham ediyorsun birşeyin yok' diye. Kızıyordum derken üzülüyordum boş boşuna zamanını harcıyor, parasını boşa döküyor diye. Kalbini kırdım belkide kimbilir belki içinden 'seninde başına gelsinde o zaman anlarsın dedi' bilmiyorum. Çünkü 'kınamayın' diyor Allah, 'başınıza gelmeden ölmezsiniz kınadığınız şey'... Kınamışmıydım acaba kayınbabamı :( Hakkını helal etsin kınadıysam, üzdüysem. Şimdi o evhamlar benimle birlikte. 7 ay önce Panik atak teşhişi kondu. Bu daha çok karnımda 2,5 aylık bebeğimin ölümü ve ardından anneannemi aniden kaybedişimizle ortaya çıktı. Belki zaten var olan birşeyin ortaya çıkışı bu şekilde oldu. Ardından yaşadığım son gebelikteki yüksek tansiyon atakları ve ölüm korkusu. Hergün ya bugün ölürsem diye korkarak güne başlamak, her bi yeriniz ağrıdığında ben ölüyorum diye hastanelere koşmak. Şuan Tiran Amerikan Hastanesinde beni tanımayan bölüm yok sanırım :( En az 6 ayda bir check up yağtırıyorum. O harcadığım paralarla üstüme başıma bişiler alsam belki doktorların iyisin cevabından daha mutlu etmez beni. 

Panik Atak zor bir hastalık, sebebi ve tedavisi olmadığından da yaşamayı öğrenmek gerekiyor onla. Başım dönüyo beynimde ne var ölüyormuyum diye MR çektirebiliyorsunuz, tansiyonum yükseliyor, ayaklarım şişiyor diye kardiyoloji kapısında yatabilirsiniz hergün, defalarsa tüm batın ultrason çektirip, hergün elinizle gözünüzle tüm vücudunuzu muayne edersiniz acaba bugün ne bulacağım. Ve Panik Atak yani Vesvese (evham) hastalığı öyle bir şeytani oyun yaparki gerçek semptomlar görürsünüz. Bu beyninizin bir oyunu bize hastayım diyorsunuz ve neyi taktiysanız mesela tansiyonum çıktı damarlarım mı tıkandı acaba yoksa kalbimde sorun mu var diyorsunuz, gerçekten tansiyon çıkıyor ritim bozukluğu başlıyor ama kardiyolojiye gittiğinizde damarlarınızın da kalbinizin de iyi olduğunu duyuyorsunuz. O an sakinleşiyorsunuz. Ertesi gün ya da birkaç gün sonra başka bir şey sokuyor beyninize şeytan. Kalbinde bişi yok ama başın ağrıyo, bak başında dönüyo oku bak internette neler yazıyor. Bir okuyosunuz öleceksiniz. Hadi Nörolojiye bu sefer. Doktor muaynesinde hiçbir şey yok ama inanmıyorsunuz ya doktor anlamadıysa (!) ne komik dimi ama malesef bu hastalık böyle inanmıyorsunuz. Sonra siz MR istiyorsunuz diye doktor MR çektiriyor. Sonuç beyinde de hiçbir şey yok. O bitiyor bi başkası başlıyor. Vücutta organ çok o mu bu mu derken tüm doktorlarla arkadaş oluyorsunuz. Bazen susuyor panik atak, sizi dinlendiriyor ama beyin konuşuyor ya çocuklarda bişi varsa. En sevdiklerinizle vuruyor hep sizi. Ya ölürsen diyor, ölürsen ne olacak çocuklar. İnançlısın ama imanın mı zayıf... Allah ne yazdıysa razıydın hani kadere e bu ne şimdi o zaman... Kabus hiç bitmiyor.. Sürekli sevdiklerinle sınıyor seni... 

Çaresi varmı bu hastalığın? Çaresi sende yani bende.. E peki ne! Kafaya hiçbir şey takmayacaksın, rahat olacaksın, panik atak geldiğinde ona sen panik ataksın git diyecek ve onu unutup kendini sevdiğin bi işe yönlendireceksin ve birde dua edeceksin. E niye yapmıyosun Nino o zaman!! İşte en zoru bu yapamıyorsun. Seni öyle bir sarıyorki, birinde yapsan diğer atakta yapamıyorsun. O seni yiyip bitirmeden, senin onu yenmen gerek. Bunun içinde herşey sana düşüyor. Bugün anestezi ile bağırsaklarıma bakacaklar Rabbimden duam inşallah herşey normal çıksın ve tüm kan sonuçlarım temiz çıksın. Bu hastalığın tek güzel yani belki normalde 4-5 senede bir bile yaptırmayacağınız check up ı 6 ay da bir sizin zorunuzla yapıyor doktorlarınız :) Bu güzel ama pahalı bişi :) Hepimiz iyi olacağız inşallah Rabbim tüm hastalıklarımıza, maddi ve manevi tüm hastalıklarımıza şifalar versin.. Bundan böyle Bir Panik Atağın Maceraları etiketiyle, Panik Atak hikayelerimi burada okuyabilirsiniz.. Bende hikaye çok umarım bıkmazsınız.. Sağlıkla kalın, Nino'dan Sevgiler... 

20 Ocak 2015

Hasoğlan'ın Yemekleri


Yeni tagımız Hasoğlan'ın Yemekleri olsun :) Hasoğlan benim minik oğlum olur şimdilik 7 aylık. 3 çocuk annesi olarak tecrübelerim şunu gösterdi ki kitaplara göre ya da doktor kontrollerine göre çocuk büyütülmüyor. Yani büyütülüyor ancak sadece onlara bağlı kalmak büyük hata bence. İlk oğlumda onlarca kitap, makale okudum, doktorumuz da çok iyiydi, şimdi de çok iyi ancak her çocuk ne istediğine kendi karar veriyor, onu alıştırmaya çalışmak, yemek alışkanlığı kazandırmak sadece kitapların, doktorların ya da bizim elimizde değil bu bir sac ayağı gibi düşünün. Hep birlikte, ekip işi bu. İlk çocuk tecrübesizliğim, yanında grbette oluşun vermiş olduğu yalnızlıkla kendi kendime bişiler yapmıştım ama ne kadar yanlış yaptığımı oğlum büyüdüğünde anladım.

Madde 1. bebeğinize asla bulamaç kahvaltı vermeyin. İlk zamanlar birkaç kez belki alıştırmak için verebilirsiniz ama sonrasında bunu yapmayın. Gıdaları karıştırdıkça bebek bunları bu şekliyle yemeye alışıyor ve daha sonra mesela 2-3 yaşlarında tek tek verdiğinizde midesi bulanıyor. Oğlum 11,5 yaşında şuan ve hala pek çok şeyi yemiyor, çünkü bunları çorba içinde ya da yoğurtla kamufle edilerek yemeğe alıştı ama şimdi öyle bile versek yemez. Sebze sevmez, meyve yemek, çok yemek seçer :( Bunda onun karakterinin de bir etkisi var belki ama ben yinede suçu kendimde görüyorum.

Madde 2. Çorba hazırlarken içine pek çok şey karıştırabiliyoruz ancak sadece bu şekilde vermeyin. Arada sadece kabak verin ya da sadece balık, sadece tavuk. Ayına göre bunu ayarlayın ve tadına baktırarak, her seferinde biraz daha arttırarak verin. Çorba içine kamufle olmuş balık, tavuk, et gibi proteinleri sonrasında tadını bilmediğinde yemeyebiliyor çocuklar. Bu da önemli. Yani çorba içine katabilirsiniz bunları ama ayrı ayrı da yedirin. Yedirin ki tadlarını küçükken öğrensinler.

Madde 3. Blender kullanmayın. Mümkün olduğunca hiç kullanmayın. Sebzelerin, meyvelerin vitamin değerlerini kaybetmesi yanında bir diğer mevzuda bebeklik döneminde çiğnemeden yutmaya alışan bebek, çocukluk döneminde ağzına pütürlü gelen bir gıdayı kabul etmiyor ve midesi bulanıyor. Sonrasında ise bunu düzeltmek neredeyse imkansız.

Bu 3 temel kuralı ek gıdaya geçiş döneminde göz önüne alırsanız, inşallah en büyük problemlerden kurtulmuş olursunuz. Zira ben ikinci oğlumda bunları uyguladım ve çok şükür başardık. Oğlum herşeyi yemeye çalışıyor, tadıyor, bazen beğenmiyor evet ama genelde yiyor. Bu yazdıklarım kendi tecrübelerim. Her annelik ayrı bir dünya çünkü. Bu konuda uzman değilim, yazdıklarımda kural değil elbette ama herkes bence tecrübelerini yazmalı. Belki birilerine bir faydası olur değil mi!!

Bugün vereceğim  tarif evde bebeklere lor peyniri yapmak için. Bu peyniri 4. aydan sonra ek gıdaya geçtikten sonra ya da sadece anne sütü alıyorsa 6. aydan sonra kahvaltılara katabilirsiniz. Ayrıca elde edeceğiniz peynir altı suyunu da kullanağız. İşte tarif:

MALZEMELER

4 su bardağı mümkünse güvendiğiniz bir sütçüden aldığınız günlük süt
1 su bardağı evde kendi mayaladığınız yoğurt

YAPILIŞI

Sütü tencereye alıp kaynatmaya başlayın, kaynamaya başladığı anda içine 1 dolu bardak ev yoğurdundan ekleyin ve kaynamaya devam etsin. Bir süre sonra süt kesilecek ve peynir ayrılacak, kalan sarı su da peynir altı suyu olarak kalacak. Peynir ayrılmaya başladıktan 2-3 dakika sonra ocağı kapatın ve plastik ince süzgece bir beyaz tülbent koyup, süzgecin altına ayrı bir kap koyup peyniri, peynir altı suyundan süzüp, ayırın. Tülbenti sıkın, suyu süzüldükten sonra istediğiniz bir şekil kaba tülbentle birlikte peynirinizi yerleştirin ve 5-6 saat buzdolabında kaldıktan sonra peyniriniz hazır. Kalan peynir altı suyunu kendiniz içebilirsiniz, zira şeker, kolestrol, yüksek tansiyon gibi pek çok hastalığa iyi geldiği söylenmekte. Ayrıca peynir altı doğal bir antibiyotiktir bu yüzden de çok kıymetlidir. Peynir altı suyunu buzdolabındaki küçük buzluk haznelerine doldurup, her gün bir kalıp alıp bebeğinizin ya da çocuğunuzun kahvaltısına karıştırabilirsiniz. Ayrıca kalan peynir altı suyunu ev yogurduyla karıştırıp ayran yapabilir, hem kendiniz hemde çocuklarınıza verebilirsiniz.

Evde hemen herşeyi yapabiliyoruz. Bu yüzden verilen nimetleri kullanıp, şu kirli dünyada evlatlarımıza güzel şeyler vermeye çalışmak en önemli gayemiz. Bundan böyle, arada bir ek gıda maceralarımızı yazacağım Hasoğlan'ın Yemekleri tadında bizi takip edebilirsiniz. Herkese sağlıklı, mutlu bir gün diliyorum. Nino'dan sevgiler, sağlıcakla kalın...