Kalbimden Taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kalbimden Taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Ocak 2015
Bir Mucize Daha
Hayat mucizelerle dolu.. Gün geçmiyor ki Rabbin sana bir hediye sunmasın.. Aldığımız nefes bile bir mucize. Veremesek bitiyor hayat ya da verdiğin o nefesi alamasak..
Hazinenden bir evlat daha istiyoruz Allah'ım diye dua ettim yıl 2014, aylardan Eylül, ananem gideli daha kırk gün bile olmamış, acısı taş gibi böğrümde. Ancak böyle yeniden kendime gelebilirim, ancak bir can beni yeniden güldürebilir Allah'ım. Senin hazinen büyük, Sen 'ol' desen hemen olur verir misin bize de bir evlat daha... Cevapsız bırakmadı Rabbim duamı. Duamda hep hayırlısını istedim. Olursa bir kızım hem Aişe anamızın adı hem ananemim adı olsun adı Ayşe olsun istedim ama hayırlı değilse bizim için, Sen hayırlısını ver Yarab diye dua ettim. 1 ay sonra, Ekim'in 15'i. Yüzümde manasız bi tebessüm belki de hiç olmadığı kadar manalı. Karmakarışığım.. Evet hamileyim.. Ama panik haldeyim, önceki gibi ya o da giderse, ya bizi bırakırsa... Bu sorular 10 gün yedi beni. Önce kalbi duran ve 2,5 aylık içimden kazınıp alınan bebeğim ardından ananemin aniden gidişi, hepsi ruhumda derin yaralar açmıştı ve ben farkında olmadan hasta oluyordum. Doktora gittiğimde bebeğim daha 4 haftalıktı. İlk kez bu kadar erken öğrendiğimiz içinde henüz görünmüyordu. Ben acaba dış gebellik mi diye yedim kendimi. Kan testi yaptırdık hemen şükür ki değerler olumluydu ama yine de beklemek zorundaydık ultrasonda görünmesini. 1 hafta sonra kesesi göründü bu sefer ya kese boş kalırsa, ya oluşmazsa diye başladım kendimi yemeğe. Bunlar benim hastalığımın ilk belirtileriydi aslında ama ben o zaman farkında değildim. Kaybetme korkusu beni içten içe yiyordu. 7. haftayı ne kadar zor beklediğimi anlatamam, tarifi yok çünkü. Ve ilk kalp atışları, nasıl da güçlü atıyor. Allahım ne olur sağlıklı olsun, ne olur durmasın.. 9. haftaya geldiğimizde devam ettiğim doktor ameliyatta olduğu için bir başka doktora yönlendirildim. Türk bir doktordu ve yeni gelmişti Tiran'a. Muayne sonrası benimle yarım saate yakın konuştu. Bebeğim çok iyiydi, ben de öyle ama bu doktor çok çok iyi, ilgili ve çok sevecendi. Bana tek tek tüm ultarason detaylarını anlattı ki hiçbir sorunum olmadığı halde ve ilk kez bir doktordan 9 haftalık bir yavruya cenin, fetus vs yerine 'bebeğiniz' dediğini duydum. Bu beni çok etkilemişti işte o doktorum yani çok kıymetli doktorum sayın A. Levent Kansız, gelecekte benim doktorum olacaktı ama ben o zaman bunu bilmiyordum. O gün onu daha önce tanımadığıma ve onunla başlamadığıma üzülmüştüm ama kısmetten öte birşey yoktu. Zaman geçiyordu 2 haftada bir kontrollerim oluyor, herşey güzel gidiyordu, birşey hariç TANSİYON!!! Hamileliği ve lohusalığı bana zehir eden YÜKSEK TANSİYON. Gebeliğin başından beri normalin biraz üzerine çıkıyordu, bu yüzden de doktor gebeliğe bağlı olmadığını söyledi ama ben yine başladım kendimi yemeye 'ya bişi olursa, ya ölürse bebeğim, ya ben ölürsem, ya doktor anlamadıysa ve bu gebelik zehirlenmesiyse, ya tansiyon aniden yükselir ve beyin kanaması geçirirsem' diye diye yedim bitirdim kendimi. 4. aydan itibaren doktor kontrolünde tansiyon ilacı kullanamaya başladım. Tansiyon hastasımı oluyordum bilmiyordum, tek bildiğim tansiyon beni çok yoruyordu. 5. ayda oğlumuz olacağını öğrendik. O gün biraz ağladım. Ağlamamın sebebi oğlum olacağı için değildi, kızım olmayacağı için ananemin adını koyamayacaktım. Bu beni biraz üzmüştü ama yapacak birşey yoktu. Ben hayırlısını istemiştim ve Allah bana hayırlı olan oğlumu göndermişti. Onu oğlum diyerek sevmeye başlamıştım, bu benim için hiçte zor değildi zira 2 oğlum daha vardı :) 6. aydan sonra ataklar artmaya, tansiyonum 15 lere çıkmaya başladı. 7. ayda doktorumu değiştirdim ve ne kadar isabetli bir karar verdiğimi her geçen gün daha iyi anladım. Benim paniklerime hiç bıkmadan cevap veren, beni anlayan, bana destek olan bir doktorum vardı ve ben gerçekten çok iyi hissediyordum. 30'lu haftalara gelmiştik, az bir zaman kalmıştı ama tansiyondan dolayı heran acil ameliyata girebilirdim. Doktorum çok destek oluyordu, onunla konuştuğumda çok rahatlıyor, sakinleşiyordum. Gurbette olmak zor ama gurbette bize Türkiye'deymişiz gibi hissettiren bir doktorum vardı, kendimi hiç gurbette gibi hissetmiyordum. Tansiyonum 16,5 olduğu bir gün yapılan NST'de doktorum az da olsa sancı gördü ve riske atmamak için beni hastaneye yatırdı. Bir gece hastanede kaldım. Hemşireleri tembihlemişti, sık sık kontrol ettiler beni sabaha kadar. O gece acil doğum olabilirdi, herşeye hazırlıklıydık ama ben hazırmıydım bilmiyordum. Ama doktorum çok pozitif bir insan, 'şuan doğsa bile korkma, bu haftada doğan çok bebek var hepsi de sağlıklı' diyordu. Ertesi gün doktorum geldi, onu görünce öyle mutlu oldum ki, tansiyonum iyiydi, doktorum da güzel şeyler söyledi ve biz evimize döndük. Doktor ne kadar önemli bunu anlatmak için birkaç post yazmam gerekir sanırım. Benim doktorum bu gurbette Allah'ın karşımıza çıkarttığı bir lutuftu adeta. Bana telefonunu verdi, 'ne zaman istersen arayabilirsin, hiç korkma' dedi hep. Hasta bir gebeyi hele ki 7. ayında pekçok doktor kabul etmez ama o beni seve seve kabul etti hemde onca paranoyama rağmen. 36. haftamda kayınvalidem geldi yanımıza, o gelince çok rahatlamıştım. Tansiyonum resmen normale dönmüştü. Yanımda sürekli biri olması beni rahatlatmıştı. Allah razı olsun yemeklerimizi yaptı, çocuklarla ilgilendi. Yardımcımızda var ama yanımda kendi ailemizden biri olması bana güven vermişti. 2 hafta inanılmaz hızla geçti, tansiyonum çok yükselmedi ve doktorum beni son haftalar her hafta gördü. Ne zaman daralsam, kafama bişi takılsa yazdım ona, bana bıkmadan cevap verdi. Her zaman çok anlayışlı ve tebessüm dolu bir insandır kendisi. Zaman geçti ve bir aksilik olmazsa kararlaştırdığımız 12 Haziran 2014 Peşembe sabahına 1 gece kaldı. Çok heyecanlıydım ama bir o kadar da rahattım. Rabbime güveniyordum, karşıma harika bir doktor çıkartmıştı. Başından sonuna kadar onunla devam etmeyi ne çok isterdim ama kısmet, buna da şükrediyorum. Burada bir tavsiyem olacak. Anneler bilir hisseder, daha başta doktorunuzla aranızda bir sıcaklık hissetmiyorsanız, size en zor zamanlarınızda destek olmuyorsa beklemeyin, hemen bırakın. Siz sadece kendinizi değil, canınızdan can evladınızı da önce Allah'a sonra da doktorlarınıza emanet ediyorsunuz. Bu yüzden hastalarına kıymet veren, onları yarı yolda bırakmayan insanlar seçin. Biraz olsun kalbinizde doktorunuza karşı bir bozulma olursa, duygularınıza bakın ve bırakın gitsin. Bu dünyada çok fazla gerçek, iyi, işinin ehli doktor var, Allah herkesi öyleleriyle karşılaştırsın. Son gece yarı uykulu, yarı uykusuz geçti. Önceden hem kendim, hem kayınvalidemle hastane odası için bişiler hazırlamıştık. Türkiye'den annem, kardeşim, dostlarım da bir sürü süsler gönderdiler. Bu arada annemin doğumda gelememesi de annemin yüksek tansiyon hastası olmasındadı. Uçağa binince çok yükseliyordu tansiyonu, bu yüzden gelemedi. Sabah olduğunda erkenden uyandım, elimi yüzümü yıkadım, duamı ettim: 'Rabbim beni koru, evlatlarıma bağışla, doktoruma yardım et, sağlıkla çıkalım bu yoldan birlikte ve doğacak yavrumuzu bize bağışla amin.' Ve sonra iki numaram Mehmet Giray'ı öptüm, uyuyordu, gözlerimden yaşlar akmaya başladı. İlk göz ağrım Ahmet Eren'im uyanmıştı. Onu da öptüm 'dua et oğlum' dedim. 'Ediyorum anne hiçbir şey olmayacak' dedi. Buna inanmayı öyle çok istiyordum ki. Yardımcı teyzemiz de gelmişti, kayınvalidem, eşim ve ben ayrıldık evden, arabaya bindik ve hastanenin yolunu tuttuk. Hava çok güzeldi. Sıcak değildi, soğuk da değildi. Yol boyunca az sonra gireceğim ameliyatı düşündüm. Nasıl olacaktı!!!
Ve hastaneye geldik. Çok erken gelmiştik, personel bile tam gelmemişti henüz :) Hemen yatışımız yapıldı, odamıza geçtik. Daha vakit vardı nasılsa. Kayınvalidemle, eşimle odamızı süslemeye başladık ki, hemşireler geldi beni hazırlamaya. Daha erken dedimse de, benim dakik doktorum Levent hoca gelmiş bile hastaneye ve biran önce beni bu yorgunluktan kurtarmak istermiş :) Hemen hazırladılar beni, koluma serum takıldı. Herşey hızla oluyordu, o 9 ay geçmemişti de şu 1 saat nasıl hızlı akıyordu anlayamıyordum. Tansiyonum heyecandan biraz yükselmişti. Sedye geldi, oysa ben her doğumuma yürüyerek gitmek istedim ama prosedürler işte :) Beni o buz gibi ameliyathaneye aldılar. Tabii personel Arnavut ama ben de 14 yıldır bu memlekette yaşıyorum Arnavutçam iyi yani onları anlamak için. Arnavutça bildiğimi anlayan gülümsüyor. Herkes bana bakıyor 'hem gebeyim hem de şişko evet, gülmeyin' diyorum. Daha çok gülüyorlar. Gülümseyen insanları gördükçe mutlu oluyorum, korkum azalıyor. 'Müzik yokmu burada' diyorum, 'Türkiye'de hep müzik oluyor ameliyathanelerde', tebessüm ediyorlar. Ameliyathanedeyiz... Çok soğuk burası. Bildiğin buzhane ama onlar üşümüyor maşallah :) Yatıyorum ameliyat masasına. Bir ameliyat hemşiresi var, birkaç anestezi asistanı sanırım ve huzurlarınızda kıymetli doktorum, hikayemin en iyi erkek başrol oyuncusu Op. Dr. A. Levent Kansız. 'Nihan merhaba' diyor. Adımla seslenmesi nasıl mutlu ediyor beni. Bazı doktorlar var adınızı bile hatırlamaz. 'İyiyim hocam, şimdi çok iyiyim, siz söz verdiniz doğumunu ben yapıcam inşallah dediniz ve geldiniz beni yarı yolda bırakmadınız ya ben çok iyiyim' diyorum. Çeneme vurdu konuşmak istiyorum ama işleri acele kim bilir daha kaç hasta var bekleyen, susuyorum :) Levent hoca konuşuyor 'Nihan sen korkuyorsun diye bak hocayı da aldım geldim' diyor. Şaşırıyorum, Prof. Dr. Namık Kemal Duru hoca da mı geldi, nasıl mutluyum. Allahım çok büyüksün biliyorum ama ben de galiba sevgili bir kulunum. Mutluluğumu anlatamam GATA'nın iki muhteşem hocası, hemde Arnavutluk'ta, hemde benim ameliyatımda. Hayal etseniz olmaz biliyormusunuz.. Beni ancak yaşadığım korkuları yaşayan anlar.. Bir sevinç ve huzurla önce Allah'a sonra da kıymetli hocalarıma bırakıyorum kendimi ve şimdi huzurlarınız ameliyatımın, ikinci başrol oyuncusu anestezi uzmanı genç bir doktor (adını sorsaymışım keşke). Aman Allahım gülmüyor ama bu doktor.. Benim en büyük kabusum gülmeyen doktorlar. Gülün nolur, sizin gülmeniz bana güven veriyor. Doktor başlıyoruz diyor ve anlatıyor bak bu iğne, şöyle olacak falan diyor. Biliyorum doktor bey diyorum ben bunu 3. kez oluyorum ama 2.sini Türkiye'de bir doktor amca yaptı ve ben çok kilolu olduğumdan bulamadı epidural aralığını ve de belimi mosmor etti diyorum. Doktor beyde tık yok, çok ciddi. Biraz üzülüyorum yardımcı olan asistan sıkı sıkı sarılıyor bana başım öne eğiliyor, belim dışarı çıkacak, ne kadar çıkabildi bilmiyorum kilo çok, göbek kocaman :( ama zayıflıcam valla bak :) Canım acıyor, inliyorum biraz. Doktor bey olmadı diyor bir daha deneyeceğim. 'Biliyorum doktorum' diyorum 'Türkiye'de de kilomdan dolayı bulamadığını söylemişti anestezi doktoru'. İşine devam ediyor, çok ciddi. Yine olmuyor ve 3. kez tekrar deniyor. 'İsterseniz genel anestezi olsun' diyorum, 'yok, şimdi olacak' diyor ve sonunda oldu şükür. İnanamıyorum, 'Türkiye'deki doktor beni kandırmış şişkoyum diye olmuyo derken, demekki o beceremedi bakın siz yaptınız' diyorum. Anstezi uzmanı gülümsüyor :) 'Yaşasın sizi güldürdüm' dediğimde daha çok gülümsüyor. 'Sakın gitmeyin bir yere' diyorum benim için ameliyat eden doktorum ne kadar kıymetliyse, anestezi uzmanları da o kadar kıymetlidir. Gerçekten de öyledir, onlar bir ekip ve ekibin tüm parçaları bütünü oluşturuyor, hepsi çok kıymetli ve hepsine her aklıma geldiğinde hayır dua ediyorum. Allah ne muradları varsa hayırla gerçek etsin inşallah. 'Karıncalanma başladı mı' diye soruyor anestezi doktorum 'evet başladı'. 'Hissediyor musun?' 'Hayır.' E güzel :) Ve 'başlıyoruz' diyor Levent hoca. Ta ta ta hazırım kesin :)) ve beni tarifsiz bir titreme alıyor. 'Hocam çok üşüyorum'. 'Normal anesteziden' diyor. Ameliyat başladı, ben sadece yaşadıklarımı tahmin ederek oğlumun sesini duymayı bekliyorum. Levent hoca sesleniyor 'Nihan bak tansiyonun 10'a düşmüş'. Allahım nasıl mutluyum :) Bildiğim tüm duaları okuyamıyorum kafa sersemleşti ama aklıma ne geliyorsa, dilim döndüğü kadar okuyorum Allah'ım doktorlarıma yardım et beni rahat kessinler :) bebeğim de ben de sağlıkla kurtulalım... Ve bizim oğlan çıktı viyak viyak viyak nasılda ağlıyo ama.. Tiran Amerikan Hastanesi'nde en çok sevdiğim şey doğumda bebek doğar doğmaz yanınızda özel bir alanda temizleyip giydiriyorlar bebeğinizi. Önce bi gösteriyorlar size mis gibi kokluyor, öpüyorsunuz, sonrada yanınızda siz görürken temizleyip giydiriyorlar. Doktorlarınız sizi dikerken, siz bebeğinizi izliyorsunuz. Şu çenemde titremese daha rahat izlicem ama :) neyse buna da şükür daha ne istiyorum yahu dimi :) Bebeğim hazırlandı, ben hala dikiliyorum kolay değil kaç kat kesildim, e bi de yağlar, kilolar :( valla vericem bu kiloları artık.. Ve bebeğimi odaya gönderirler diye beklerken, bebeğim de beni bekliyor. İş bitiyor, odaya birlikte çıkıyoruz. Levent hoca 'hadi bitti Nihan' diyor, çok şükür hocam diyebiliyorum kafam bi dünya. Odaya birlikte çıkıyoruz ya bebeğimle herkes bebeğe bakıyor, beni gören yok :)) ahh hemen geliyor eşim sonra. Bitti diyorum bak ölmedim yaşıyorum. Gülümsüyor. Odamıza geçiyoruz. E sedyeden hasta yatağına alacaklar beni. Tüy gibi hafifimya 5-6 kişi ancak kaldırdı heralde, ay çok utandım ama valla bak vericem kiloları ki vermeye başladım :) Adı Vera'ydı sanırım, yaşı başı olan tecrübeli bir hemşire vardı. O çok baktı bana Allah razı olsun. Daha önce hastaneye yattığımda da o nöbetçiydi, çok bilgili, çok ilgili, tebessümlü biri. Öğleden sonra Levent hoca ve Namık Kemal hoca ziyaretime geldiler. Onlara bebek için hazırladığımız hediyeliklerden ikram ettik. Elimde olsa buyrun oturun bile demek istedim ama onların vakti çok kıymetli. Herşey doktorumun umduğundan da iyi geçmişti. Tekrar tekrar söylüyorum özellikle şuan Tiran'daysanız ve yeni hamileyseniz Levent hoca gibi birini bulamazsınız. Sonra eşim oğullarımı alıp getirdi. 3 oğlumda yanımdaydı, benden mutlusu olamazdı. İlk gece yanımda kayınvalidem kaldı, eşim diğer iki oğlumuzla evde kaldı. Herşey çok güzeldi tansiyonum çok iyiydi. Hatta bi ara 9 dalan düşmüştü. Oh dedim geçti bitti. Ertesi gün sabah tekrar doktorum vizite geldi. Dikişlerim yoktu. Burda bazı hastalara dikiş atılıyor, yapıştırma olsada iki ucunu dikiyorlar. Ama doktorum direk yapıştırma yapmış bana, önceki doğumlarımdan hiçbir farkı yoktu, son derece muntazam hiç belli olmayan bir ince çizgi. Nasıl mutluyum ama tarifi yok. Kendimi iyi hissettiğimi söyleyince doktorum izin verdi. 2 gece yatmadan ertesi gün hastaneden ayrılıyoruz. Herşey harika kara kaşlı kara saçlı pamuk tenli oğluşum Hasan Feyzi ve ben iyiyiz. Çocuk doktoru son kontrolüde yaptı, çıkışımızı aldık ve eve dönüyoruz.
Hastaneden ayrıldık, eve geldik. Evde bir curcuna, çok fazla gürültü birden strese girdim. O kadar insan kalabalık birden tansiyonum yükseldi o gece. Çok korktum, hemen doktorumu aradım. O sağolsun teselli etti, olurmuş 40 çıkana kadar, olmazsa da ilacı değiştirecektik. İlk 10 gün kabus gibiydi, uykusuzluk, çocukların gürültüsü, gelen giden, bi de gelenlerin bazıları öyle olumsuz kötü hikayeler anlatıyordu ki onlar gitmeden tansiyonum fırlıyordu. Migren atakları da başlamıştı. Tansiyonum bir kere 18 e çıktı son olarakda 19 a. O gece ölüyorum sandım. Tansiyon ne kötü birşeymiş annemi çok iyi anladım. Bu arada 1 haftalık kontrolümüzde ben de bebeğimiz de çok iyiydik. Şimdi tek sıkıntı tansiyonumdu. 10 gün sonra tansiyon atakları geçti. Levent hoca beni bir Kardiyoloğa yönlendirdi ama o süreçte asla desteğini esirgemedi benden. Kardiyoloğum da Türkiye'den mezun bir Arnavut doktor adı Edjon Hajro, o da harika bir insan. Çok iyi, çok anlayışlı, en önemlisi de çok tebessümlü ve beni anlayan bir doktor. Şimdi oğlum 7 aylık, ara ara çıkıyor hala tansiyonum 15 falan oluyor. Kardiyoloğumun teşhisi: Panik Atak. Panik atak hikayelerimi bir başka posta saklıyor, tüm hamilelere sağlıklı bir gebelik ve doğum temenni ediyorum. Benim zor ama sonu güzel, hayata 4. kez meydan okuyuş hikayemdir bu. Allah isteyen herkese sağlıkla hayırlı evlatlar nasib etsin. Nino'dan sevgiler, sağlıcakla kalın...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
16 Ocak 2015
BENİM BÜYÜK AİLEM
Büyük ailelere hep gıpta ile bakmışımdır. Şöyle 4-5 çocuk, aile büyükleri falan. Kolay değildi elbet ama güzel olduğuna emindim. İlk oğlumdan sonra tam 7 yıl (ki 4, yıldan sonra artık herkese bizim çocuğumuz olmuyor diye ilan etmiştim bile) çocuğumuz olmadı. 7. yıl dolup birkaç ayda geçmişti üzerinden, o zamanlar üniversiteye gidiyorum (yaşlı öğrenci statüsündeyim ama :D), sınavlar, stresler içindeyim aaaa bi baktım habersiz biri gelmiş yerleşmiş kalbime :) Ardından müjdelerle geldi Memomuz. Şimdi 3,5 yaşında maşallah kıpırdak da bi oğlan. 4 kişilik olan ailemiz ve artan sorumluluklar bir 3. çocuk cesaretini almıştı benden ta ki Cennet Meleğimizin haberini alana kadar. 2012 Kasım ayıydı, şok olmuştum, beklemiyordum çünkü ve korkmuştum. Mehmet Giray daha 16 aylık filandı. İlk şokla bi ağladım falan ama hemen de alıştım bu fikre. İnsan ne çabuk alışıyor anneliğe değil mi! Ama çok çabuk oldu ayrılığımız. 2,5 aylıkken onu cennete uğurladık, gözlerimizde yaşlarla. İnşallah cennette kavuşacağımızın hayaliyle teselli bulduk. Ocak 2013'de bu acıyı yaşarken yanımızdaydı ananem, 90 yaşına bastı Haziran 2013'te sonra Türkiye'ye döndü ve ardından da bir sıcak Ağustos gecesi o da meleğimin yanına göçtü gitti. Ailemiz eksiliyordu, yaş geçiyordu. Genç değildim. 36 yaş genç bi yaş değildi bence. Bu üst üste yaşadığım acıları bir tek şey dindirebilirdi, yeni bir nefes. Açtım ellerimi Allah'a ve yalvardım, katından bir hediye istedim bize. Sağlıkla gelsin istedim. Duanın vaktiymiş herhalde, hemencik gönderdi Yaradan bize güzel bir hediye. Zorlu bir süreçti, yaşadığım acılardan oynayan tansiyonum hamileliğimi de etkiliyor ara ara tansiyonum çıkıyordu. Yine de sabretti Hasoğlum, 38. haftada Arnavutluk'ta dünyaya geldi. Ve biz 5 kişilik kocaman bir aile olduk. Kolaymıydı? Hayır. Zormu? Evet. Yine yapmak istermiydim Kesinlikle Evet :) Ama bunca yorgunluk bana yüksek tansiyon ve panik atak olarak geri dönmüştü. Keşke demiyorum çünkü demek ki hayırlısı böyleydi ama 4-5 tane çocuğum olsun isterdim gerçekten. Biri cennete olduğu için 4 evladım var aslında buna da şükrediyorum. Rabbim acılarını göstermesin 3 oğlum var, sonra 3 de kızım olacak nasılsa onlar evlenince ve sonra torunlarım olacak. Bunların hayalini kurmak erkenmi diyosunuz? Bence değil. Bugün 37 yaşımda bu satırları yazarken biliyorum ki yarın birde bakacağım dediklerimin hepsi olmuş. Hayat o kadar kısa ve çabuk geçiyor..
Labels:
Kalbimden Taşanlar
UPUZUN BİR ARADAN SONRA YENİDEN MERHABA
Bu üst üste yaşadığımız iki acının ardından Rabbimizin hediyesi 3, oğlum Hasan Feyzi dünyaya geldi 12 Haziran 2014 Berat gecesinin sabahında. O da ayrı bir hikayeydi. Hamilelikte yaşadığım sıkıntılar, tansiyon, panik atak. Anlatılacak öyle çok biriktirmişim ki.. Hepsini bir bir yazacağım ama sırayla. Aradan geçen neredeyse iki yılın acısını çıkartırız sonra değil mi :)
Bunların ardından Kasım 2014'de radyoda işe başladım. Radyoda kendi tariflerimi verdiğim bir program yapıyorum. Yani eski işime, yıllarca yaptığım radyoculuğa geri dönmüş oldu 15 yıl sonra :) Hem severek yaptığım hemde gerçekten keyif aldığım bir iş. Halen Arnavutluk'ta yaşıyoruz. Artık buralı bile olduk diyebiliriz çünkü vatandaşlığımız çıktı :)
Herşeyi uzun uzun yazacağım bu şimdilik kısa bir merhaba olsun benden siz eski dostlara ve yeni okuyuculara :)
Sevgiler..
Labels:
Kalbimden Taşanlar
17 Ocak 2013
Bu Gece Seni Cennete Ugurluyorum…
Derin bir sessizlik akiyor damarlarima, gozlerimden ince
ince akiyor yaslar icime dogru. Hic koklayamadan, dokunamadan o gozyaslariyla
yikiyorum seni annem, kucuk melegim.
Gidecegin yerde senin gibi melekler karsilayacak seni, ben seni hic gormeden
sevdim annem. Bi mercimek tanesi
kadardin seni ilk ve son gordugumde kollarin bacaklarin kafan herseyinle
ordaydin, karsimda. Bir kucucuk ses bekledik senden, hayal meyal bir sesle
geldin bize, tutunamadin melegim. Yemin olsun cok istedim seni, affet ilk verdigim
tepkiyi, korktum ben annem. Yasanmisliklarim, yipranmisliklarim korkuttu beni,
sonra abdest alip namaz kildim, huzur doldu icim. Hic bir seyden korkmayacak
kadar guclu super anneydim ben artik. Yavas yavas alistim varligina, mide
bulantilari bile hosuma gidiyordu. Sonra birgun ayak tirnaklarlarimin
uzamadigini farkettim. Bunu kendime bile itiraf edemedim ama.. hamileligimde
her hafta inanilmaz uzayan o tirnaklar, olmus gibi uzamiyorlardi artik, bir
seyler ters gidiyordu, belim agriyordu, bulantilar azalmisti, birseyler ters
gidiyordu ama ben bunu itiraf etmeye korkuyordum. Belliki istiyordum seni,
alismistim.. Hamile tshirtlerimi bile cikartip utuledim, sana Tulum bile
almistim biliyor musun? Kizmisin erkekmisin diye sakalar bile yaptik daha dun
bugun.. oysa saglikli olmandan gayrisi yoktuki dualarimda. Bugun o umudu hep
tutmaya calistim icimde ama anneler hissedermis ya inanmak istedigim umudun
disinda yoktu bir isik yuregimi aydinlatan. 7 haftalikken gordugumuzden daha
kuculmustu bedenin, tutunamadin hayata, Rabbim seni yanina aldi. Bunda da
sirlar gizliydi bilmedigimiz ancak imanimizla kabul ettigimiz. Bu gece seni
cennete ugurluyorum yavrum.. meleklerin arasinda nurlar icinde sefaat et
bizlere emi.. annen baban abilerin hepimiz cok sevdik seni ve inan hic
unutmayacagim seni kuzum. Bir surpriz gibi girdin hayatimiza, burada bu
kadarmis beraberligimiz ama ebedi hayatta hep birlikte olacagiz annem.. Seni
cok sevdigimizi bilmeni ne cok isterim, dilerim Allah’imdan duyuyorsundur
sesimi, dilerim gozlerimden akan yaslar temizlesin icimden seni, Ben sana
kiyamam ki be annem..
Annen…
Labels:
Kalbimden Taşanlar
8 Kasım 2011
Ben Geliyorum Anne
Vakit tamam artik hersey hazir. Odayi susledik, serum takildi tip tip akiyor. Bekledikce zaman gecmiyor. Doktorum gecikti, cabuk gel doktorcum sabirsizlaniyoruz oglumla. Herkesin yuregi agzinda sabirsizlikla bekliyoruz Mehmet Giray'i. Ve sonunda saat 19.00 da geldi doktorumuz. Acil bir dis gebelik ameliyati cikmis o yuzden gecikmis. 'Haydi Nihancigim gidiyoruz' dedi. Bi yumruk tikadi bogazimi sanki nefes alamiyorum, kalbim bilmem kac bin atiyor ama belli etmiyorum, oysaki ilk dogumuma giderken hungur hungur agliyordum. Simdi aglamiyorum aksine dimdik guclu gorunuyorum, gulumsuyorum, espiriler yapiyorum. Neden mi? Cunku beni iyi gormek icin gozlerimin icine bakan dunya guzeli bir oglum daha var 8 yasinda ve herseyin farkinda. Annesinin karninin kesileceginide, kan akacaginida biliyor, herseyi biliyor ve korkuyor annesi icin, gozleri dolu dolu, heran aglayabilir gozlerle bakiyor annesinin gozlerinin ta en derinine. Ama annesi guclu, hic korkmuyor, "bir saat sonra gelecegim oglum, kardesini once gonderecegim ona iyi bak ben gelene kadar"... ama anneanne tutamiyor gozyaslarini. Anne yuregi iste dayanamiyor daha fazla. Ve ameliyat sedyesi geldi, simdi gitme vakti. Herseye ragmen guclu gorunmeye calissamda icimde bin tane soru ve korkular ' ya bir sey olursa ' .... "oglum once Allah'a sonra sana emanet askim" ve anne el sallayarak ameliyathaneye girer. Buz gibi bir oda, heryer bembeyaz, doktorumu ariyor gozlerim. Kalabalik bir insan ordusu, herkes telasli gibi cabuk cabuk hareket ediyor. Agzima oksijen maskesi takildi. Sonda taktilar, canim cok yandi. Serum devam ediyor, tansiyon aleti takildi. Kollarim bacaklarim sabitlendi ameliyat masasina. Epidural istiyorum ama anestezi uzmanimiz bakacagiz demisti, simdi karar zamani. Ameliyat masasina aldilar beni. Cok kilo var, elleriyle omuriligi kontrol ediyor anestezi uzmani, o kadar bastiriyorki canim cok aciyor, dayanamiyorum o bastirdikca. Emin olamiyorum diyor anestezici "sen bilirsin istersen deneyelim ama cok kilolu karin bolgen ve belki bosuna girmis olacagiz, yapamazken narkoz vermek zorundayim" diyor karari bana birakiyor, bense ona. Hangisi daha uygunsa benim icin onu yapin diyorum aslinda yuregim pir pir hic istemiyorum narkoz almak. Ilk dogumum epiduraldi, o da ani bir dogum oldugundan yuregim agzinda korkularimla basbasa bir dogumdu, guzel gecmisti ancak cok korkmustum. Bayilmaktan korkuyordum, gecen yil daha yeni safra kesesi ameliyati olmustum, damar yolundan vermislerdi anesteziyi ve yavas yavas bayilmistim, herseyi duyuyordum ama konusamiyordum, gozlerimi acamiyordum, sakin baslamayin ben bayilmadim diyecegim diyemiyorum, yine oyle olur diye korkmustum aslinda. Ve doktorum geldi " nasilsin kizim" dedi. Tanidik biri olmasi, aile dostumuz olmasi ayri bir guven veriyordu insana. "Iyiyim Faik amca" dedim. "Korkuyorum".... "Korkma kizim, birazdan hersey bitecek, oglunu alacaksin kucagina" dedi. "Peki" dedim. "Anestezi ne yapalim?" dedim. "Genel olsun, hic birsey duymadan bitsin gitsin" dedi. "Tamam"dedim. Teslimiyetten baska ne gelirdiki elimden. Anestezi uzmani "basliyormuyuz hocam" dedi. "Nihancim basliyoruz, hic korkma" dedi doktorum. Ben damaryolundan igne olacak zannederken, meger agizdan vermisler anesteziyi ve ben basliyoruzdan sonrasini hatirlamiyorum, kut diye gittim ve bu en guzeliydi. :) Hic birsey anlamadan uyudum gitti. Ayilirken abuk sabuk karma karisik sesler duymaya basladim, gozlerimi acamiyordum. Kolum kalkmiyordu ve dikis yerimde degilde, karnimin icinde inanilmaz bir aci vardi. "Aciyo, aciyo" diye diye ayildim. Yavas yavas sesler netlesmeye basladi, annem agliyordu sanki, kimileri guluyordu. Oglumun sesini duyordum, "anne" diyordu bana, "oglummmmmm" demek istiyordum ama hic halim yoktu. Guclu olmak, onu uzmek istemiyordum ama guclu olacak halim yoktu. Yine oglumu dusunmeye basladim acaba beni boyle gordugu icin uzuluyormuydu diye huzunlendim, agrim coktu. Hala gozlerimi acamiyordum, isik gozlerimi aliyordu ama isigi kapatin diyemiyordum. Sesler yavas yavas netlesmeye basladi hala gozlerimi tam olarak acamiyordum, bebegimi getirip, gogsume yatirdilar, hayal meyal gordum onu, kucucuk dudaklariyla gogsume yapismis emmeye calisiyordu, nasil ogrenmisti bunu, nasil biliyordu emmeyi, herseyi ogrenip gelmisti adeta. Onunda gozleri benimkiler gibi kapaliydi, acamiyordu. O da benim gibi yorgundu. Agri kesici yaptilar, agrim devam ediyordu ama sesler artik cok netti. Herkesin nesesi yerindeydi belliki. Esim " 3.su kiz " diyordu. O an ordan kalkip, bogazina sarilmak ve 'sen nediyorsun ne ucuncusu' diye bogazina sarilmak geldi icimden tabii yapamadim. Sonra yavas yavas acildi gozlerim. Sesim acilmaya basladi, bogazima yerlestirdikleri nefes almak icin olan borudan dolayi bogazim tahris olmustu, catalli catalli konusuyordum ama sunu soyliyebildim "3.filan yok, istiyorsan sen dogur". :) Erkekler bu isi kolay saniyorlar zannimca. :) Aslina bakilirsa ilk dogumuma gore bayilmis olmama ragmen daha gucluydum. Dedim ya bir oglum daha vardi ve ben guclu olmak zorundaydim. Dogum aksam saatlerinde olmasini ben istemistim. Biran once sabah olsun ve evimize donelim istiyordum. Herkes yanimizdaydi ve gec saatte eve gittiler. Annem yanimdaydi ve ben cok gucluydum. Aklim buyuk oglumdaydi, onunla bu ikinci ayrilisimizdi. Ilki gecen yilki safra ameliyatimdi ve bu da kardesi icin oldu. Telefonda iyi olduklarini duydukca merakim azaldi. Kucuk oglus artik bizimleydi, iyiydi. Arada bir agliyordu, hala gozlerini acamiyordu, emiyordu ve uyuyordu. Henuz sut gelmiyordu ama o emiyordu ve uyuyordu. Cok cabuk kalktim gece ayaga, ilk dogumda bu kadar cesur degildim. Simdi ne yasiyacagimi bildigimden daha direncliydim. Altinida ben degistirdim oglumun. Yuruyuslerimi yaptim. Sabaha kadar rahat bir gece gecirdik ve sabah ikimizinde kontrolleri yapildi, hersey yolundaydi ve bizi oglene dogru evimize gonderdiler. Ve bu guzel kavusmada herseyiyle guzelliklerle dolu bir sekilde sona erdi. Hastanenin ilk bebegi Mehmet Giray oldu. Hastaneye dogum pastasi ve bebek kurabiyeleri ikram ettik. Herkesin sevgilisi oldu oglusum. Hayatlari boyunca ikisininde hep guzellikler olsun insallah yasamlarinda. Bir kez daha hayata meydan okumanin hatirasidir bu. Nice guzel anilara...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
1 Kasım 2011
En Guzel Hediye
Bir anne icin hayatinda aldigi en guzel hediyedir evlatlari. Benim icinde oyle. Buyuk oglum Ahmet Eren simdi 8 yasini 4 ay gecti. Ona sorsaniz 9 yasindayim ben diyor :) buyumek icin ne kadarda aceleci. Oysa benim gozumde hep kucuk oglum o benim. Ona hamile kaldigimdaki heyecan dun gibi aklimda. Cahilligimdi o hamileligim. Birsey bilmeden ama surekli okuyarak, arastirarak gecmisti hamileligim. Zamanim coktu, evdeydim. Butun isim okumakti. Okumak ve neler oldugunu anlamak. Ve iste yine hamileydim. Hic beklenmedik bir anda, hatta artik hic umud etmedigim bir anda ikinci bir mucizeydi bu. Yaradan'dan gelen muhtesem bir hediye. Bu sefer cahil degildim. Artik tecrubeli bir anne adayiydim. Ama bu seferde okulum vardi. Hergun okula gitmek zorundaydim. Sinavlar, stres, hayat karmasasi icinde buyuyecekti kuzum. Hergun birlikte okula gidip gelecektik. Henuz 9 haftalikken cok korkuttu bizi. Onceki hamileligimde boyle birsey yasamadigimdan cok korktum ama doktor muayenesinde hersey yolundaydi. Bizi terk edip gitmesin diye cok dua ettim, cok agladim. Hatta suan bile yazarken agliyorum, o gece gercekten cok zor ve uzun bir geceydi ama o karanlik gecenin sabahi sukurki aydinlik oldu. Minik fasulyemiz oradaydi, iyiydi. O anki sevincimi anlatamam. Gunler hizla geciyordu. Aylik kontroller birbirini kovaliyor, minik fasulye buyuyor buyuyordu. Santim santim buyudugune sahit oluyorduk, gumbur gumbur atiyordu kalbi. Abisi kalp atislarini duydugunda cok sasirmisti. Hepimiz onu bekliyorduk heyecanla. Abisi onunda kendi gibi bir erkek bebek olmasini istiyordu. Doktor ise kiz gibi gorunuyor demisti. Ama benimde icimdeki ses bir erkek daha geliyor diyordu. En cok Ahmet Eren icin istiyordum bunu belkide. Iki delikanli kardes olacaklardi ileride. Ve 5. ayda ogrendik ki bir oglumuz daha olacak. Hepimiz buna cok cok cokkkk sevindik. Hele Ahmet Eren o kadar cok sevindi ki. Buyudugunde onunla oynayacakti, hayalleri vardi. Insallah gercek olacak hayalleri biraz daha sabir :) Karnim buyudukce abimiz daha cok anlamaya basladi olanlari, kardesi tekmeler atiyor, karnim bir o yana bir bu yana kivriliyordu. Ahmet Eren buna bayiliyordu. Kardesiyle konusuyor, onu cok seviyor, surekli opuyordu. Ve bir gun korktugum ama hic dile getirmedigim konuyu acti Ahmet Eren "anne ben belki kardesimi kiskairim!!!". Iste beklenen konuydu bu. Oturduk baba, anne ve ogul olarak konustuk. Kiskanacak bir sey yoktu. O kardes istemisti ve Allah'ta onun bu istegini ona hediye olarak gondermisti. Ikisi kardes olacakti ve bu cok keyifli birseydi. Teoride anlamis gibi gorunsede, pratikte ne olacagi hep bir muamma olmustu doguma kadar. 8. ayima kadar okula gittim. Derslerimi verdim, sinavlarimi gectim. Kucuk oglusum hic uzmedi beni. Ama son aylarda ne zaman derse girip siraya otursam surekli tekmeliyordu ve ben surekli kalkip oturmak zorunda kaliyordum :) Sinavlarda hocalar bile soruyordu oglusumu "aman sinavda dogmasin" diye espiri yapiyorlardi :)) Oglusum hic uzmedi beni. Sinavlar bitti, okul bitti, Turkiye'ye gittik, babamiz sonra geldi ama oglusum hep bekledi, erkenden geliyim demedi :)) Cok akilli canim benim ogluslarim ;) Hafif sabah bulantilari disinda hic bir sikintim olmadi, sadece karnim buyudu o kadar. Ilkindeki gibi cok rahat bir hamilelik gecirdim. Dogum icin gun kararlastirdigimizda heyecan doruktaydi. Korkuyordum aslinda, biliyordum yasayacaklarimi ve ilk dogumda epidural sezeryan istemistim, spinal yapilmis heralde cunku ameliyat sonrasi epidural takili degildi ve inanilmaz bir agri yasadim. Sonrasi ise kabustu cunku bu spinal anestezi bas agrisi birakirmis geride yillarca migren yasadim. Yeniden hamile kalinca ise tamamen gecti gitti migren cok sukur. Ve doktorumunda tavsiyesiyle bu kez genel anestezi olacakti. Genel anesteziden korkuyordum. Bayilmak istemiyordum ama herseyi o ana birakip, beklemek en guzeliydi. Tum alisverisler yapildi. Kiyafetler utulendi, hastane cantasi hazirlandi. Kameralar, fotograf makinalari, hersey, herkes hazirdi. 21 Temmuz 2011 gunu oglenden sonra hastaneye yatisimiz yapildi. Odayi susledik, misafirler icin pasta ve kurabiye ikramlarimizi yerlestirdik. Hersey hazirdi ve sirada dogum hikayemiz var...bir dahaki postta :) bekleyin bizi ;)
Labels:
Kalbimden Taşanlar
Hayata Ikinci Kez Meydan Okumak!

Hayata ikinci kez meydan okumak!
Bebek kokusunu bilirmisiniz? Anne olmasanizda
yegeninizi, kardesinizi, komsunuzun cocugunu ilk dogdugu gunlerde kucaginiza
aldiysaniz bilirsiniz, mis gibi kokar onlar. Cennetten gelen en guzel kokudur
onlar. Hele birde anne olduysaniz ve o sizin meleginizse, iste o kokunun tarifi
imkansizdir. Yaklasik olarak hamileligin ilk dort ayinda onlardan bi haber
yasariz. Ama o ilk pit pitlar basladiginda duygularimizin yogunlugu,
mutlulugumuz anlatilmaz olur. Ilk anne adayi oldugumda henuz 25
yasimdaydim. Cok genctim, ya da simdi
bana o zamanlar cok gencmisim gibi geliyor. Ve hatirliyorumda ilk ogrendigim an
ciglik cigliga bagirmistim. O an cok baska bir an. Allah isteyen herkese bu
guzelligi tattirsin dilerim. Sismanliktan hic hoslanmayiz ama hamilelik
surecinde buyuyen karnimiz cok mutlu eder bizi. Onun ilk kipirdanmalari
mutlulugumuza mutluluk katar. Her ay, kontrolleri sabirsizlikla bekleriz.
Annelik baska bir duygudur. Onun o ultrason goruntusunu bile buzdolabina
asariz, ultrasondaki goruntusune bakar konusur hatta aglariz. Anneyiz iste,
daha o ana rahmine duser dusmez baslar bizim analik seruvenimiz. Hamilelik
surecini guzel bir sekilde atlattiysaniz, sirada dogum var. Korkmayan varmidir
bilmiyorum o andan. Hatirliyorumda ilk dogumumda ‘orda kalsin, ben vazgectim,
dogurmayacagim’ demistim. Aslinda birazda onunla aramizdaki o essiz bagin
kopmasi korkutmustu beni. Gercektende dogumdan sonra, o herkesin gozbebegi
oluvermisti. Kiskanmismiydim acaba bilemiyorum. Ama icimdeyken sadece benimdi,
simdi herkesin sevgilisi olmustu. Paylasmak zor is gercekten. Sanirim
kayinvalide olma duygularida tohumlarini o gunlerde atiyor icimize. Kiz annesi
yada erkek annesi hic farketmiyor. Evlat sizin ve paylasmak zor is. Sonra gun
gun onun buyumesine tanidik oluyorsunuz. Bir an bile yanindan ayrilmadan,
nefesi nefesinizde yasiyorsunuz. Yari kirki, kirki derken, herkes kendi
hayatina donuyor ve siz kucuk bir cekirdek aile olarak hayatta kendi basiniza
yuruyorsunuz. Ilk agusu, ilk anne- baba deyisi, ilk disi, ilk saci, ilk
tirnagi, gobek bagi ne varsa saklamistim ben. Hala bir kutunun icinde duruyor.
Bilmem buyudugunde merak edermi ama yinede ona vermek icin sakliyorum. 4-5 sene
nefes nefese bir yasamin ardindan, okul hayati basliyor. Ben oglumdan ilk
ayrildigim kres gunu cok aglamistim. Sanki benden zorla kopartmislar gibi
gelmisti bana. Zamanla alistik bu duruma ama bizim icin cokta kolay olmadi.
Cocugun ilk yillarinda, yeniden anne olmak icin daha bir cesur oluyor insan.
Aradan yillar gecince, o cesaretin yerini rahatlik ve korkular aliyor sanki. Ya
yapamazsam, ya zorlanirsam vs.. bir suru soru sizleri frenliyor. Sonra bir gun
hic ummadiginiz bir anda, ummadik bir haber aliyorsunuz “Hamilesiniz”…
kelimelerin sustugu, gozyaslarina boguldugum o an. 4 yil once universiteye
basladim. Yarim birakmistim o zamanlarda, genctim, cahillik etmisim. Yeniden,
keske okusaydim dememek icin 30 yasimda tum zorluklari goze alip, Ingilizce
egitim veren bir universitede Ingilizce hazirliga basladim. Oglum anaokulunda,
ben okulda. Herseye yeniden baslamak cok zor oldu. Sabir ve sebat gerekiyordu.
Yillar zorluklarlada olsa cabucak gecti. Oglum 2. Sinifa, ben ise 3. Sinifa
gecmistim. Sinav zamaniydi, cok stress vardi uzerimde. Derslerimi vermek,
okulumu zamaninda bitirmek istiyordum. Hazirlikla birlikte 5 senelik bir
maceraydi bu ve ben yarisindan cogunu bitirmistim. Sinavlar, stress derken
gunler hizla geciyordu. Bir suphe ile verdigim kan sonucu pozitif cikinca. Hic beklemedigim
icin, tahlillerde bir hata olabilecegini dusundum. Oyle ya belkide sonuclar
karismisti ama yok karismamis. Ultrasonda minik bir nokta bana goz kirpiyor.
Doktor “tebrikler HAMILESINIZ” dedi. Ve iste 7 yil aradan sonra, hayata ikinci
kere meydan okuyus hikayemiz boyle basladi…bekleyin…
Labels:
Kalbimden Taşanlar
31 Ekim 2011
HAYATTA GUZEL SEYLERDE OLUYOR
Hayatta cok guzel seylerde oluyor tabii insan bazen yazmaya firsat bulamiyor :) Cok uzun zaman oldu yazmayali anlatmayali am oyle yogun oyle yogunki gecen gunler nefes almaya vakit yok. Bugun blogumu ne cok ozledigimi farkettim bir an yazmak geldi icimden ve yaziyorum... Yazin bir iki kutlama icin yazmistim bir seyler aslinda saklamadigim ama buraya yazmayi o an icin de olsa istemedigim (nazar deger filan diye sanirim :) ) bir sey vardi :) HAYATA IKINCI KEZ MEYDAN OKUMAK... yakin dostlarim biliyorlardi an an yanimdalardi sagolsunlar evet ikinci kez hamileydim. Yakisikli ogluma bir kardes geliyordu. 8 yil aradan sonra ilk hamilelik gibi gelmisti bu durum bana. Okulum devam ediyordu 3. siniftaydim, oglum 2. sinifa gecmisti. Sorumlulugum coktu ama hamileligim cok guzel gecti Maasallah ve 8. ayima kadar gittim okuluma sinavlarimi verdim ve 3.sinifida alnimin akiyla bitirip, 4. sinifa gectim sonrada ucaga binip dogruca Turkiye'ye uctuk. Oglusumun gonlune gore verdi Allah bir erkek kardes istiyordu ve geliyordu kardesi. Bu arada yukaridaki fotograf esimin master mezuniyeti burada 7,5 aylik hamileydim dolu dolu. Darisi basima diye diye verdik pozumuzu :) Ikinci kuzu rahatti hic uzmedi annesini rahat bir hamilelik gecirdik onca kosturmacaya ragmen maasallah gik demedi ben gitti geldi hergun okula onca derse girdi, onca kilometre yol yapti benle, sinav streslerimi paylasti cok sukur hic uzmedende dogdu geldi kucagimiza :) O da bir sonra ki postta :))
Labels:
Kalbimden Taşanlar
8 Temmuz 2011
Bir Yastikta 10 Yil
Hayat hizla akip giderken avuclarimizin arasindan, bu 10 yil ne zaman gecti anlamak gercektende cok zor. Neler neler sigmis icine bu 10 senenin, dusunup biraz maziye bakinca anliyor insan. En guzeli ise dunyalar guzeli 8 yasindaki oglumuz ve Allah'in bize verdigi 10. yil hediyesi kucuk surprizimiz. Sanirim onlarda 10 yilimizi taclandiran en guzel armaganlar olsa gerek. Cok seyler var aslinda soylemek isteyipte bogazima dugumlenen, bir turlu dile gelmeyen, sozcuk haline gelemeyen, ucusan kelimeler. Bazen yasanan guzellikleri anlatmaya yetmiyor kelimeler. Gullerle bezenmis, her bir yili ifade eden bu guzel cicekler bugunun en guzel merhabasiydi bana. Yanimda yoksun suan ama seni yanimda hissettirdi bana. Diliyorumki canim hayat boyu hep birbirimizi tamamlayip, hep mutluluklar ciksin karsimiza. Nice mutlu 10 yillarimiz olsun cocuklarimizla...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
26 Haziran 2011
Iyi ki Dogdun Ahmet Eren'im
Gunlerden bir gun, aksamlardan bir aksamdi seni kollarima verdiklerinde. Yumuk yumuk gozlerinle, sen de ben de saskindik aslinda. Ne sen anne demeyi biliyordun, ne ben anne olmayi. Herseyi seninle, birlikte ogrendik biz. Ilk adimlarimizi birlikte attik, hatalar yaptik birlikte onardik. Birbirimizi hep kosulsuz sevdik. En guzel gunlerimiz, hergunumuz oldu cunku sen hep, her gunumuzu aydinlatan bir gunes oldun. Hala onca yilin gecipte, senin 8 yasini bitirdigine inanamiyor gozlerimiz. Sen gozlerimizin onunde yavas yavas buyurken, onca yili nasil yasadik hala anlayamiyor yuregimiz. 9. yasina girerken diliyorum ki senin istedigin gibi birer anne baba olmayi basarabilmisizdir insallah. Sen her zaman bizim en kiymetlimiz oldun her zamanda oyle olacaksin. Bu yil sana ozel bir dogum gunu hediyesi hazirliyor Yaradan. Dilerim sende onu cok seveceksin. Canim oglum, guzeller guzeli oglum, sen her zaman anne ve babani cok sevdin, bunu her daim hissettirdin. Umarim senin sevgine layik anne ve baba olabiliyoruzdur. Seni cokkkk ama cok seviyoruz. Hic bir kosul aramadan, hicbir sey beklemeden seviyoruz seni ve daima cok sevecegiz.. sen bizim herseyimizsin canim oglum, iyi ki dogdun, iyi ki verdi seni bize Yaradan ve sen iyiki bizi sectin anne baba olarak, iyi ki oglumuz oldun. Saglikla, mutlulukla, huzurla, basariyla, uzun bir omur sur yavrum. Nice guzel dogum gunlerini gulerek karsilayalim hepbirlikte, hepbirlikte nice yeni yaslarini mutlulukla karsilayalim insallah. Sen hep o kucuk mutlu cocuk ol, biz seni hep mutlu gorelim insallah. Iyi ki dogdun kucuk bebegim, iyi ki vermis Yaradan seni bize...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
31 Ağustos 2010
9 YIL SONRA TURKIYE'DE ILK RAMAZAN
9 yil gecti Ramazani Turkiye'de yasamayali. Nasil farkliymis meger tadi kokusu, pidesi gullaci, havasi suyu.
Bu yil zorlu bir seneydi benim icin, oglum ilk okula baslamisti, universite desen 17 dersle maraton kosuyordum, ustelik hastaliklarda cokca kapimi caliyordu. Aralik ayinda sancilaninca ogrendigim safra kesemdeki taslarinda alinmasi gerekiyordu. Zorlu bir yildi hasili ve bu yaz onca yorgunlugun ardinda, korka korka oldum bu ameliyati. Sukur sagligima kavustum, zorda olsa bitti gecti, simdi taslar safra kesemde degil elimde :) Safra kesesiz yasamaya alismak biraz tuhaf oldu aslinda yumurta, baklagiller, gazli ve yagli yiyecekler yok artik. Bu ameliyatin ardindan cok acil kiloda vermem gerekiyor. Iste tamda bu nedenden dolayi zaten hakkini veremedigim blogumu kapatmaya karar verdim. Verdim ama herkes buna karsi cikti oyle ya yillarin emegi var. Sonra dusundum, bu yil zaten bloguma iki tarif eklemisim. Yogunluktan zaten mutfaga vakit yok. Bari dedim yine arada sirada, cok degisik seyler olursa fotografladigim, arsivde olsun istedigim onlari yayinlarim dedim. Misafirlerime yaptigim seyleri koyarim dedim, cunku ben artik cok ama cok dikkatli beslenmek zorundayim bu yuzdende bu blogda yayinladigim pek cok seyi artik yemiyorum. Sagliktan onemlisi yok cunku.
Ramazan ayimiz mubarek olsun oncelikle. Geldi geciyor bile. Izmir'de basladi bizim icin Ramazan ayi. Istanbul'da devam etti. Ve nasip olursa Arnavutluk'ta da nihayete erecek. Birkac fotograf eklemek istedim bende, Ramazan'dan birseyler olsun istedim. Turkiye'de yasayanlar anlayamaz belki bu duyguyu. Cunku yasarken anlamiyor kiymetini insan. Ancak uzak kalinca, yitip gidince deger kazaniyor bu gibi seyler. Eyup Sultan'in kalabalikligi karsisinda adeta kanim dondu.
Dolasmak adeta imkansizlasmisti. Gece yarisina kadarda bu kalabalik boyle surup gidiyordu. Ama o kalabaliga ragmen, ramazani bu kadar icinde hissetmekte cok baska bir duyguydu gercekten.
Artik donus vaktiydi 23 Agustos, bir kez daha Tiran yolcusuyduk. Gokyuzunun engin mavisinde bir kez daha veda ederken Turkiye'me, bir kez daha merhaba diyorduk kardes ulkem Arnavutluga...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
30 Kasım 2009
KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Minik semazenlerin başı, şeker oğlum...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
9 Kasım 2009
IYIKI DOGDUM :) GORDUNMU BAK 33 OLDUM :D
Bir yil daha gecti, gozumuzu acip kapatana kadar. Pastadaki mumlar cogalmaya devam ediyor ama ben sanki hala o eski 18 yasimdaki ben. Hala yasama sevinci dolu, hala aglarken gulen ben. Zaman gecsede, pastanin mumlari artip, her yasa bir yas daha eklensede ben ayni ben. 33'u sevdim ama nedense iki ayni rakam yanyana pek bi hosuma gitti. Cok guzel bir dogum gunuydu. Mailler, mesajlar, facebooktaki hediyeler, universitedeki benden 10-15 yas kucuk olmalarina ragmen, kendimi onlarla ayni yastaymisim gibi hissettiren seker arkadaslarimin boynuma sarilip Nino iyiki dogdun diye Turkce birseyler soylemeye calismalari, ailemin telefonlada olsa sicacik dogum gunu kutlamalari, ozellikle annemin sesiyle sabah sabah hayata merhaba deyisim, oglusumun bakici teyzesiyle Arnavutca gezuar ditelindjen deyisi, esimin guzel surprizi, harika bir aksam yemegi ve alisverissssssss sanirim en guzel dogum gunum bu seneydi. Belki bu yuzden bu yasimi cok sevdim. Iyiki varsiniz dostlarim, iyiki dogmusum ve iyiki tanimisim sizleri. Cok sukur... Ve nice saglikli, mutlu, hayirli, uzun omurler, hep birlikte olalim insallah...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
20 Eylül 2009
SEKER TADINDA BIR RAMAZAN BAYRAMI
Eskiden horoz sekerleri vardi ne cok severdik. Bayram seker demekti. Bu sene cocuklarimiza bu guzelligi yasatan buyuklerimize cok tesekkur ediyoruz. Cocuklar bayrami bayram gibi gecirdiler bu sene. El optuler, harclik aldilar, horoz sekerleriyle agizlari tatlanirken, okula gelen palyacolarla bayramalri coskuya donustu. Gurbet bir bayram daha geldi gecti. Gecti diyorum cunku burada bayram 1 gun. Ama yinede dostlarla olmak guzel. Ailelerimizi cok ozlesekte, gurbette dostlarimiza sarilmakta guzel. Herkesin Ramazan bayramini gonulden kutluyorum, bayramlarimiz seker tadinda gecsin diliyorum...
Labels:
Kalbimden Taşanlar
18 Eylül 2009
OKULA BASLADIK
Iki hafta serbest giyindik artik formamiz boyle olacak :)
Labels:
Kalbimden Taşanlar
1 Eylül 2009
SUNNET-EVE DONUS ve RAMAZAN
Zamanin bu kadar hizli aktigini hic dusunmemistim. 2 ay tatil Turkiye'de nasil gecer derken, tatil bitti eve geleli 3 hafta oldu bile. Hayatta bu misal akip geciyor aslinda, biz farkina bile varamiyoruz. Daha dun gibi aklimda okula ilk basladigim gun ve simdi okula yeni baslayacak bir oglum var. Bu da zamanin ne kadar hizli gectiginin bir kaniti sanirim. Bu yaz dolu dolu gecti yine. Tatil yaptik, gezdik gorduk sonrada sunnetimiz vardi. Annemlerin tanidiklarinin ve bizim birkac yakin dostumuzun katildigi guzel bir kina gecesi yaptik. Eglendik gonlumuzce. Bir tanecik oglumuz var dedik, hic bir sey icimizde kalmasin. Cagiracak pek kimsemiz olmasada Izmir'de yinede davetiyesinden mevlut sapkalarina kadar herseyini yaptik annemle. Ama ne yalan soyliyeyim, simdiki aklim olsa dogar dogmaz yaptirirdim sunneti. Dugunu sonrada olur. Yazik kuzum ne kadar agladi sunet olurken. Bende babasida yanindaydik destek olmak icin ama gercekten degmez cocuklara bu aciyi hatirlatmaya. Dogunca yaptir sunneti, buyudugunde yaparsin dugunu diye dusunuyorum artik ama bizden gecti. Bu arada 3/1'i gecti ama herkesin Ramazani mubarek olsun, oruclariniz kabul olsun insallah diliyorum. Fotograflardan bazilarini paylasmak istedim sizlerle, iyi seyirler...
Oglumuzun sunnet davetiyesi Koza Davetiyeden...
Kina gecesinde hatira olarak dagittigimiz sunnet sapkalari iclerinde kina keseleri vardi ve sunnet asasi. Bu hatirlari dagitirkende sunnet sapkasi seklinde sepet kullandik, pek guzeldi.
Izmir'de adettir sunnet cocugu faytonla gezdirilir. Eh bizde ailecek gezdik. En cok anneannem sevindi bu duruma. Canim anneannem ne cok istedi Ahmet Eren'in sunetini gormeyi, Allah'im uzun saglikli omurler versin insallah...
Sunnet cocugu Ahmet Eren pasa Karsiyaka sahilinde geziyor...
O telasimizda nasilda yetisti canim arkadasim Seldacim (Sekerden Dusler). Kim demis sanal diye burdaki dostluklar vallahi en tantanali zamanimizda, asla pasta ile ugramazdim. O muhtesem pastasinin tadida goruntusude hafizalarimizdan cikmayacak...
Ahmer Eren pasa muhtesem pastasiyle birlikte...
Veee alkislar esliginde pastamizi uflerken...
Iste buyuk anneannemiz ve Ahmet Eren ile seker boncuk yegenim Ayse Pelin :)
Kinamizi yaktik, gosteris yapiyoruz :)
O nasil bakis oyle :) Soyle yap, bole bak diyorum birde poz veriyor ya :D
Padisahim cok yasa :)
Cocuklara dur demek ne zor, su fotografi cekicem diye canim cikmisti :DDD
Mahsun prens sunnetten hemen sonra...
Amanda paytak paytak yururmus :)
Sunnet kilodunu icat edene bir dua etmisizki haddi hesabi yok. Sanki sunnet olmamis gibi cok rahat kostu oynadi oglus kardesiyle, baloncuklarin pesinde :)
Sunnet pijamalariyla damat gibiydi masallah...
Sunnetten hatira kalanlar...
Istanbul'a gidip, Eyup Sultan'a gitmemek olmazdi. Sunnet pasasi oralarida fethetti :)
Labels:
Kalbimden Taşanlar
10 Haziran 2009
OKULLAR BITTI :)
Labels:
Kalbimden Taşanlar
29 Mayıs 2009
Biraz Ara-Finaller-Guvercinden Torunlar
Labels:
Kalbimden Taşanlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)