19 Ocak 2015

Bir Mucize Daha




Hayat mucizelerle dolu.. Gün geçmiyor ki Rabbin sana bir hediye sunmasın.. Aldığımız nefes bile bir mucize. Veremesek bitiyor hayat ya da verdiğin o nefesi alamasak..

Hazinenden bir evlat daha istiyoruz Allah'ım diye dua ettim yıl 2014, aylardan Eylül, ananem gideli daha kırk gün bile olmamış, acısı taş gibi böğrümde. Ancak böyle yeniden kendime gelebilirim, ancak bir can beni yeniden güldürebilir Allah'ım. Senin hazinen büyük, Sen 'ol' desen hemen olur verir misin bize de bir evlat daha... Cevapsız bırakmadı Rabbim duamı. Duamda hep hayırlısını istedim. Olursa bir kızım hem Aişe anamızın adı hem ananemim adı olsun adı Ayşe olsun istedim ama hayırlı değilse bizim için, Sen hayırlısını ver Yarab diye dua ettim. 1 ay sonra, Ekim'in 15'i. Yüzümde manasız bi tebessüm belki de hiç olmadığı kadar manalı. Karmakarışığım.. Evet hamileyim.. Ama panik haldeyim, önceki gibi ya o da giderse, ya bizi bırakırsa... Bu sorular 10 gün yedi beni. Önce kalbi duran ve 2,5 aylık içimden kazınıp alınan bebeğim ardından ananemin aniden gidişi, hepsi ruhumda derin yaralar açmıştı ve ben farkında olmadan hasta oluyordum. Doktora gittiğimde bebeğim daha 4 haftalıktı. İlk kez bu kadar erken öğrendiğimiz içinde henüz görünmüyordu. Ben acaba dış gebellik mi diye yedim kendimi. Kan testi yaptırdık hemen şükür ki değerler olumluydu ama yine de beklemek zorundaydık ultrasonda görünmesini. 1 hafta sonra kesesi göründü bu sefer ya kese boş kalırsa, ya oluşmazsa diye başladım kendimi yemeğe. Bunlar benim hastalığımın ilk belirtileriydi aslında ama ben o zaman farkında değildim. Kaybetme korkusu beni içten içe yiyordu. 7. haftayı ne kadar zor beklediğimi anlatamam, tarifi yok çünkü. Ve ilk kalp atışları, nasıl da güçlü atıyor. Allahım ne olur sağlıklı olsun, ne olur durmasın.. 9. haftaya geldiğimizde devam ettiğim doktor ameliyatta olduğu için bir başka doktora yönlendirildim. Türk bir doktordu ve yeni gelmişti Tiran'a. Muayne sonrası benimle yarım saate yakın konuştu. Bebeğim çok iyiydi, ben de öyle ama bu doktor çok çok iyi, ilgili ve çok sevecendi. Bana tek tek tüm ultarason detaylarını anlattı ki hiçbir sorunum olmadığı halde ve ilk kez bir doktordan 9 haftalık bir yavruya cenin, fetus vs yerine 'bebeğiniz' dediğini duydum. Bu beni çok etkilemişti işte o doktorum yani çok kıymetli doktorum sayın A. Levent Kansız, gelecekte benim doktorum olacaktı ama ben o zaman bunu bilmiyordum. O gün onu daha önce tanımadığıma ve onunla başlamadığıma üzülmüştüm ama kısmetten öte birşey yoktu. Zaman geçiyordu 2 haftada bir kontrollerim oluyor, herşey güzel gidiyordu, birşey hariç TANSİYON!!! Hamileliği ve lohusalığı bana zehir eden YÜKSEK TANSİYON. Gebeliğin başından beri normalin biraz üzerine çıkıyordu, bu yüzden de doktor gebeliğe bağlı olmadığını söyledi ama ben yine başladım kendimi yemeye 'ya bişi olursa, ya ölürse bebeğim, ya ben ölürsem, ya doktor anlamadıysa ve bu gebelik zehirlenmesiyse, ya tansiyon aniden yükselir ve beyin kanaması geçirirsem' diye diye yedim bitirdim kendimi. 4. aydan itibaren doktor kontrolünde tansiyon ilacı kullanamaya başladım. Tansiyon hastasımı oluyordum bilmiyordum, tek bildiğim tansiyon beni çok yoruyordu. 5. ayda oğlumuz olacağını öğrendik. O gün biraz ağladım. Ağlamamın sebebi oğlum olacağı için değildi, kızım olmayacağı için ananemin adını koyamayacaktım. Bu beni biraz üzmüştü ama yapacak birşey yoktu. Ben hayırlısını istemiştim ve Allah bana hayırlı olan oğlumu göndermişti. Onu oğlum diyerek sevmeye başlamıştım, bu benim için hiçte zor değildi zira 2 oğlum daha vardı :) 6. aydan sonra ataklar artmaya, tansiyonum 15 lere çıkmaya başladı. 7. ayda doktorumu değiştirdim ve ne kadar isabetli bir karar verdiğimi her geçen gün daha iyi anladım. Benim paniklerime hiç bıkmadan cevap veren, beni anlayan, bana destek olan bir doktorum vardı ve ben gerçekten çok iyi hissediyordum. 30'lu haftalara gelmiştik, az bir zaman kalmıştı ama tansiyondan dolayı heran acil ameliyata girebilirdim. Doktorum çok destek oluyordu, onunla konuştuğumda çok rahatlıyor, sakinleşiyordum. Gurbette olmak zor ama gurbette bize Türkiye'deymişiz gibi hissettiren bir doktorum vardı, kendimi hiç gurbette gibi hissetmiyordum. Tansiyonum 16,5 olduğu bir gün yapılan NST'de doktorum az da olsa sancı gördü ve riske atmamak için beni hastaneye yatırdı. Bir gece hastanede kaldım. Hemşireleri tembihlemişti, sık sık kontrol ettiler beni sabaha kadar. O gece acil doğum olabilirdi, herşeye hazırlıklıydık ama ben hazırmıydım bilmiyordum. Ama doktorum çok pozitif bir insan, 'şuan doğsa bile korkma, bu haftada doğan çok bebek var hepsi de sağlıklı' diyordu. Ertesi gün doktorum geldi, onu görünce öyle mutlu oldum ki, tansiyonum iyiydi, doktorum da güzel şeyler söyledi ve biz evimize döndük. Doktor ne kadar önemli bunu anlatmak için birkaç post yazmam gerekir sanırım. Benim doktorum bu gurbette Allah'ın karşımıza çıkarttığı bir lutuftu adeta. Bana telefonunu verdi, 'ne zaman istersen arayabilirsin, hiç korkma' dedi hep. Hasta bir gebeyi hele ki 7. ayında pekçok doktor kabul etmez ama o beni seve seve kabul etti hemde onca paranoyama rağmen. 36. haftamda kayınvalidem geldi yanımıza, o gelince çok rahatlamıştım. Tansiyonum resmen normale dönmüştü. Yanımda sürekli biri olması beni rahatlatmıştı. Allah razı olsun yemeklerimizi yaptı, çocuklarla ilgilendi. Yardımcımızda var ama yanımda kendi ailemizden biri olması bana güven vermişti. 2 hafta inanılmaz hızla geçti, tansiyonum çok yükselmedi ve doktorum beni son haftalar her hafta gördü. Ne zaman daralsam, kafama bişi takılsa yazdım ona, bana bıkmadan cevap verdi. Her zaman çok anlayışlı ve tebessüm dolu bir insandır kendisi. Zaman geçti ve bir aksilik olmazsa kararlaştırdığımız 12 Haziran 2014 Peşembe sabahına 1 gece kaldı. Çok heyecanlıydım ama bir o kadar da rahattım. Rabbime güveniyordum, karşıma harika bir doktor çıkartmıştı. Başından sonuna kadar onunla devam etmeyi ne çok isterdim ama kısmet, buna da şükrediyorum. Burada bir tavsiyem olacak. Anneler bilir hisseder, daha başta doktorunuzla aranızda bir sıcaklık hissetmiyorsanız, size en zor zamanlarınızda destek olmuyorsa beklemeyin, hemen bırakın. Siz sadece kendinizi değil, canınızdan can evladınızı da önce Allah'a sonra da doktorlarınıza emanet ediyorsunuz. Bu yüzden hastalarına kıymet veren, onları yarı yolda bırakmayan insanlar seçin. Biraz olsun kalbinizde doktorunuza karşı bir bozulma olursa, duygularınıza bakın ve bırakın gitsin. Bu dünyada çok fazla gerçek, iyi, işinin ehli doktor var, Allah herkesi öyleleriyle karşılaştırsın. Son gece yarı uykulu, yarı uykusuz geçti. Önceden hem kendim, hem kayınvalidemle hastane odası için bişiler hazırlamıştık. Türkiye'den annem, kardeşim, dostlarım da bir sürü süsler gönderdiler. Bu arada annemin doğumda gelememesi de annemin yüksek tansiyon hastası olmasındadı. Uçağa binince çok yükseliyordu tansiyonu, bu yüzden gelemedi. Sabah olduğunda erkenden uyandım, elimi yüzümü yıkadım, duamı ettim: 'Rabbim beni koru, evlatlarıma bağışla, doktoruma yardım et, sağlıkla çıkalım bu yoldan birlikte ve doğacak yavrumuzu bize bağışla amin.' Ve sonra iki numaram Mehmet Giray'ı öptüm, uyuyordu, gözlerimden yaşlar akmaya başladı. İlk göz ağrım Ahmet Eren'im uyanmıştı. Onu da öptüm 'dua et oğlum' dedim. 'Ediyorum anne hiçbir şey olmayacak' dedi. Buna inanmayı öyle çok istiyordum ki. Yardımcı teyzemiz de gelmişti, kayınvalidem, eşim  ve ben ayrıldık evden, arabaya bindik ve hastanenin yolunu tuttuk. Hava çok güzeldi. Sıcak değildi, soğuk da değildi. Yol boyunca az sonra gireceğim ameliyatı düşündüm. Nasıl olacaktı!!!

Ve hastaneye geldik. Çok erken gelmiştik, personel bile tam gelmemişti henüz :) Hemen yatışımız yapıldı, odamıza geçtik. Daha vakit vardı nasılsa. Kayınvalidemle, eşimle odamızı süslemeye başladık ki, hemşireler geldi beni hazırlamaya. Daha erken dedimse de, benim dakik doktorum Levent hoca gelmiş bile hastaneye ve biran önce beni bu yorgunluktan kurtarmak istermiş :) Hemen hazırladılar beni, koluma serum takıldı. Herşey hızla oluyordu, o 9 ay geçmemişti de şu 1 saat nasıl hızlı akıyordu anlayamıyordum. Tansiyonum heyecandan biraz yükselmişti. Sedye geldi, oysa ben her doğumuma yürüyerek gitmek istedim ama prosedürler işte :) Beni o buz gibi ameliyathaneye aldılar. Tabii personel Arnavut ama ben de 14 yıldır bu memlekette yaşıyorum Arnavutçam iyi yani onları anlamak için. Arnavutça bildiğimi anlayan gülümsüyor. Herkes bana bakıyor 'hem gebeyim hem de şişko evet, gülmeyin' diyorum. Daha çok gülüyorlar. Gülümseyen insanları gördükçe mutlu oluyorum, korkum azalıyor. 'Müzik yokmu burada' diyorum, 'Türkiye'de hep müzik oluyor ameliyathanelerde', tebessüm ediyorlar. Ameliyathanedeyiz... Çok soğuk burası. Bildiğin buzhane ama onlar üşümüyor maşallah :) Yatıyorum ameliyat masasına. Bir ameliyat hemşiresi var, birkaç anestezi asistanı sanırım ve huzurlarınızda kıymetli doktorum, hikayemin en iyi erkek başrol oyuncusu Op. Dr. A. Levent Kansız. 'Nihan merhaba' diyor. Adımla seslenmesi nasıl mutlu ediyor beni. Bazı doktorlar var adınızı bile hatırlamaz. 'İyiyim hocam, şimdi çok iyiyim, siz söz verdiniz doğumunu ben yapıcam inşallah dediniz ve geldiniz beni yarı yolda bırakmadınız ya ben çok iyiyim' diyorum. Çeneme vurdu konuşmak istiyorum ama işleri acele kim bilir daha kaç hasta var bekleyen, susuyorum :) Levent hoca konuşuyor 'Nihan sen korkuyorsun diye bak hocayı da aldım geldim' diyor. Şaşırıyorum, Prof. Dr. Namık Kemal Duru hoca da mı geldi, nasıl mutluyum. Allahım çok büyüksün biliyorum ama ben de galiba sevgili bir kulunum. Mutluluğumu anlatamam GATA'nın iki muhteşem hocası, hemde Arnavutluk'ta, hemde benim ameliyatımda. Hayal etseniz olmaz biliyormusunuz.. Beni ancak yaşadığım korkuları yaşayan anlar.. Bir sevinç ve huzurla önce Allah'a sonra da kıymetli hocalarıma bırakıyorum kendimi ve şimdi huzurlarınız ameliyatımın, ikinci başrol oyuncusu anestezi uzmanı genç bir doktor (adını sorsaymışım keşke). Aman Allahım gülmüyor ama bu doktor.. Benim en büyük kabusum gülmeyen doktorlar. Gülün nolur, sizin gülmeniz bana güven veriyor. Doktor başlıyoruz diyor ve anlatıyor bak bu iğne, şöyle olacak falan diyor. Biliyorum doktor bey diyorum ben bunu 3. kez oluyorum ama 2.sini Türkiye'de bir doktor amca yaptı ve ben çok kilolu olduğumdan bulamadı epidural aralığını ve de belimi mosmor etti diyorum. Doktor beyde tık yok, çok ciddi. Biraz üzülüyorum yardımcı olan asistan sıkı sıkı sarılıyor bana başım öne eğiliyor, belim dışarı çıkacak, ne kadar çıkabildi bilmiyorum kilo çok, göbek kocaman :( ama zayıflıcam valla bak :) Canım acıyor, inliyorum biraz. Doktor bey olmadı diyor bir daha deneyeceğim. 'Biliyorum doktorum' diyorum 'Türkiye'de de kilomdan dolayı bulamadığını söylemişti anestezi doktoru'. İşine devam ediyor, çok ciddi. Yine olmuyor ve 3. kez tekrar deniyor. 'İsterseniz genel anestezi olsun' diyorum, 'yok, şimdi olacak' diyor ve sonunda oldu şükür. İnanamıyorum, 'Türkiye'deki doktor beni kandırmış şişkoyum diye olmuyo derken, demekki o beceremedi bakın siz yaptınız' diyorum. Anstezi uzmanı gülümsüyor :) 'Yaşasın sizi güldürdüm' dediğimde daha çok gülümsüyor. 'Sakın gitmeyin bir yere' diyorum benim için ameliyat eden doktorum ne kadar kıymetliyse, anestezi uzmanları da o kadar kıymetlidir. Gerçekten de öyledir, onlar bir ekip ve ekibin tüm parçaları bütünü oluşturuyor, hepsi çok kıymetli ve hepsine her aklıma geldiğinde hayır dua ediyorum. Allah ne muradları varsa hayırla gerçek etsin inşallah. 'Karıncalanma başladı mı' diye soruyor anestezi doktorum 'evet başladı'. 'Hissediyor musun?' 'Hayır.' E güzel :) Ve 'başlıyoruz' diyor Levent hoca. Ta ta ta hazırım kesin :)) ve beni tarifsiz bir titreme alıyor. 'Hocam çok üşüyorum'. 'Normal anesteziden' diyor. Ameliyat başladı, ben sadece yaşadıklarımı tahmin ederek oğlumun sesini duymayı bekliyorum. Levent hoca sesleniyor 'Nihan bak tansiyonun 10'a düşmüş'. Allahım nasıl mutluyum :) Bildiğim tüm duaları okuyamıyorum kafa sersemleşti ama aklıma ne geliyorsa, dilim döndüğü kadar okuyorum Allah'ım doktorlarıma yardım et beni rahat kessinler :) bebeğim de ben de sağlıkla kurtulalım... Ve bizim oğlan çıktı viyak viyak viyak nasılda ağlıyo ama.. Tiran Amerikan Hastanesi'nde en çok sevdiğim şey doğumda bebek doğar doğmaz yanınızda özel bir alanda temizleyip giydiriyorlar bebeğinizi. Önce bi gösteriyorlar size mis gibi kokluyor, öpüyorsunuz, sonrada yanınızda siz görürken temizleyip giydiriyorlar. Doktorlarınız sizi dikerken, siz bebeğinizi izliyorsunuz. Şu çenemde titremese daha rahat izlicem ama :) neyse buna da şükür daha ne istiyorum yahu dimi :) Bebeğim hazırlandı, ben hala dikiliyorum kolay değil kaç kat kesildim, e bi de yağlar, kilolar :( valla vericem bu kiloları artık.. Ve bebeğimi odaya gönderirler diye beklerken, bebeğim de beni bekliyor. İş bitiyor, odaya birlikte çıkıyoruz. Levent hoca 'hadi bitti Nihan' diyor, çok şükür hocam diyebiliyorum kafam bi dünya. Odaya birlikte çıkıyoruz ya bebeğimle herkes bebeğe bakıyor, beni gören yok :)) ahh hemen geliyor eşim sonra. Bitti diyorum bak ölmedim yaşıyorum. Gülümsüyor. Odamıza geçiyoruz. E sedyeden hasta yatağına alacaklar beni. Tüy gibi hafifimya 5-6 kişi ancak kaldırdı heralde, ay çok utandım ama valla bak vericem kiloları ki vermeye başladım :) Adı Vera'ydı sanırım, yaşı başı olan tecrübeli bir hemşire vardı. O çok baktı bana Allah razı olsun. Daha önce hastaneye yattığımda da o nöbetçiydi, çok bilgili, çok ilgili, tebessümlü biri. Öğleden sonra Levent hoca ve Namık Kemal hoca ziyaretime geldiler. Onlara bebek için hazırladığımız hediyeliklerden ikram ettik. Elimde olsa buyrun oturun bile demek istedim ama onların vakti çok kıymetli. Herşey doktorumun umduğundan da iyi geçmişti. Tekrar tekrar söylüyorum özellikle şuan Tiran'daysanız ve yeni hamileyseniz Levent hoca gibi birini bulamazsınız. Sonra eşim oğullarımı alıp getirdi. 3 oğlumda yanımdaydı, benden mutlusu olamazdı. İlk gece yanımda kayınvalidem kaldı, eşim diğer iki oğlumuzla evde kaldı. Herşey çok güzeldi tansiyonum çok iyiydi. Hatta bi ara 9 dalan düşmüştü. Oh dedim geçti bitti. Ertesi gün sabah tekrar doktorum vizite geldi. Dikişlerim yoktu. Burda bazı hastalara dikiş atılıyor, yapıştırma olsada iki ucunu dikiyorlar. Ama doktorum direk yapıştırma yapmış bana, önceki doğumlarımdan hiçbir farkı yoktu, son derece muntazam hiç belli olmayan bir ince çizgi. Nasıl mutluyum ama tarifi yok. Kendimi iyi hissettiğimi söyleyince doktorum izin verdi. 2 gece yatmadan ertesi gün hastaneden ayrılıyoruz. Herşey harika kara kaşlı kara saçlı pamuk tenli oğluşum Hasan Feyzi ve ben iyiyiz. Çocuk doktoru son kontrolüde yaptı, çıkışımızı aldık ve eve dönüyoruz.

Hastaneden ayrıldık, eve geldik. Evde bir curcuna, çok fazla gürültü birden strese girdim. O kadar insan kalabalık birden tansiyonum yükseldi o gece. Çok korktum, hemen doktorumu aradım. O sağolsun teselli etti, olurmuş 40 çıkana kadar, olmazsa da ilacı değiştirecektik. İlk 10 gün kabus gibiydi, uykusuzluk, çocukların gürültüsü, gelen giden, bi de gelenlerin bazıları öyle olumsuz kötü hikayeler anlatıyordu ki onlar gitmeden tansiyonum fırlıyordu. Migren atakları da başlamıştı. Tansiyonum bir kere 18 e çıktı son olarakda 19 a. O gece ölüyorum sandım. Tansiyon ne kötü birşeymiş annemi çok iyi anladım. Bu arada 1 haftalık kontrolümüzde ben de bebeğimiz de çok iyiydik. Şimdi tek sıkıntı tansiyonumdu. 10 gün sonra tansiyon atakları geçti. Levent hoca beni bir Kardiyoloğa yönlendirdi ama o süreçte asla desteğini esirgemedi benden. Kardiyoloğum da Türkiye'den mezun bir Arnavut doktor adı Edjon Hajro, o da harika bir insan. Çok iyi, çok anlayışlı, en önemlisi de çok tebessümlü ve beni anlayan bir doktor. Şimdi oğlum 7 aylık, ara ara çıkıyor hala tansiyonum 15 falan oluyor. Kardiyoloğumun teşhisi: Panik Atak. Panik atak hikayelerimi bir başka posta saklıyor, tüm hamilelere sağlıklı bir gebelik ve doğum temenni ediyorum. Benim zor ama sonu güzel, hayata 4. kez meydan okuyuş hikayemdir bu. Allah isteyen herkese sağlıkla hayırlı evlatlar nasib etsin. Nino'dan sevgiler, sağlıcakla kalın...

5 yorum:

Emine dedi ki...

merhaba hg niz iyiki geldiniz ben sizin blogunuzu bulduğumda malesef siz çok ara vermiştiniz isminizi yazarsanız mutlu olurum Allah hayırlı ömür versin evlatlarınıza sizin adınıza çok mutlu oldum yazınızı görünce blogunuza tekrar geldiğiniz için çokkkk mutlu oldum yazınızı okurken gözlerim doldu bende çok duygusal biriyim anneniz içinde çok üzüldüm nur içinde yatsın inş blogunuzla eskiden olduğu gibi tarif eklemeye devam edersiniz uzun aralae vermeyin nolur sevgiler

NiNo dedi ki...

Emine hanım çok teşekkürler ilginize annem değil anneannem vefat etti çok sagolun

Sevil Akçay Pakkan dedi ki...

Allah evlatlarınıza sağlıklı uzun versin.

Emine dedi ki...

çok özür dilerim yanlışlık için kusuruma bakmayın anneanneniz için çok üzüldüm Allah rahmet eylesin facebook sayfanız varmı diye daha önce çok baktım yok heralde tarifleri ordan takip etmek daha kolay lütfen yoksa açarmısınız sevgiler

Zeynep Ceyiz Evi dedi ki...

Rabbim sağlıklı ömürler versin,bereket getirsin inş